Her gün yüzlerce kepenk kapanıyor! Türkiye'nin ekonomik yükünü taşıyan esnaf neden yalnız bırakılıyor?
Bir ülkenin ekonomisini yalnızca fabrikalar, holdingler ve büyük sermaye grupları ayakta tutmaz. O ekonominin sokaktaki temsilcisi, mahallenin can damarı, üretimin ve ticaretin en önemli halkalarından biri de esnaftır.
Ancak bugün Türkiye'de esnafın yaşadığı sorunlara baktığımızda ciddi bir çelişkiyle karşılaşıyoruz. Ekonominin bel kemiği olarak tanımlanan esnaf, ne yazık ki ekonomik yüklerin altında eziliyor.
Önce rakamlara bakalım.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre 30 Eylül 2026 itibarıyla Türkiye'de 2 milyon 282 bin 188 esnaf ve sanatkâr, 2 milyon 569 bin 723 işyeri bulunuyor.
Bu rakamlar küçük görülebilir mi?
Hayır! Bunlar milyonlarca ailenin geçim kaynağı, milyonlarca insanın emeği ve Türkiye ekonomisinin önemli bir bölümüdür.
Ancak asıl dikkat çekici tablo kapanan işletmelerde karşımıza çıkıyor.
TESK verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 323 bin 480 yeni esnaf tescili yapılırken 120 bin 423 işletme faaliyetini sonlandırdı.
Bir başka ifadeyle 2025 yılında her gün ortalama 330 esnaf işletmesi kepenk kapattı.
2026 yılının ilk dokuz ayında ise 219 bin 177 yeni tescile karşılık 93 bin 95 işletme faaliyetini sonlandırdı.
Bu da her gün ortalama 345 işletmenin kapanması demek.
Geçen yılın aynı döneminde kapanan işletme sayısı 83 bin 302 idi. Yani kapanış sayısında 9 bin 793'lük bir artış yaşandı.
Şimdi soruyorum:
Her gün yüzlerce işletme kapanırken biz hâlâ esnafın sorunlarını yeterince konuşuyor muyuz?
MANİSA'DA DA TABLO DİKKAT ÇEKİCİ!
Gelelim kendi şehrimize...
TESK'in 30 Eylül 2026 tarihli kayıtlarına göre Manisa'da 57 bin 216 esnaf ve 65 bin 169 işyeri bulunuyor. Kentimizde 91 esnaf odası var.
MESOB'un 31 Ekim 2026 tarihli verilerinde ise odalara göre esnaf sayısı 60 bin 702 olarak açıklanıyor.
Peki, Manisa'da işletmelerin açılış ve kapanış tablosu nasıl?
TESK'in resmî sicil verilerine göre 2025 yılında Manisa'da 7 bin 938 yeni tescil yapılırken 3 bin 684 işletme faaliyetini sonlandırdı.
2026 yılının ilk dokuz ayında ise Manisa'da 5 bin 457 yeni tescile karşılık 2 bin 713 kapanış gerçekleşti.
Bu rakamlar bize şunu söylüyor: Manisa'da ticari hayat devam ediyor, yeni işletmeler açılıyor. Ancak binlerce işletme de faaliyetini sonlandırıyor.
Üstelik Manisa yalnızca bir esnaf şehri değil; tarımı, sanayisi, ticareti ve üretimiyle Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip.
Şimdi soruyorum:
Manisa'da 60 bini aşkın esnafımız varsa bu insanların sorunlarını çözmek için ne kadar çaba gösteriyoruz?
Esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntıları yalnızca oda seçimlerinde mi hatırlıyoruz, yoksa gerçekten çözüm üretmek için mi çalışıyoruz?
EKONOMİNİN YÜZDE KAÇI KÜÇÜK İŞLETMELERİN OMUZLARINDA?
TÜİK'in 2024 yılı Küçük ve Orta Büyüklükteki Girişim İstatistikleri son derece çarpıcı.
Türkiye'de KOBİ'ler toplam girişimlerin yüzde 99,6'sını oluşturuyor. İstihdamın yüzde 68,5'ini, personel maliyetinin yüzde 43,5'ini, cironun yüzde 44,1'ini, üretim değerinin yüzde 39,8'ini karşılıyor.
Ayrıca KOBİ'lerin faktör maliyetiyle katma değer içindeki payı yüzde 41,2.
Burada önemli bir ayrımı belirtelim: Bu istatistikler yalnızca esnafı değil, küçük ve orta ölçekli şirketleri de kapsıyor. Ancak küçük işletmelerin Türkiye ekonomisindeki ağırlığını açıkça ortaya koyuyor.
Peki, ekonominin bu kadar büyük yükünü taşıyan işletmeler neden yeterince desteklenmiyor?
VERGİDE ADALET İSTİYORUZ!
Esnafın en önemli sorunlarından biri vergi yükü.
Özellikle bazı sektörlerde yüzde 1 KDV ile alınan girdilerin yüzde 10 KDV ile satılan ürünlere dönüşmesi, işletmelerin nakit akışı ve finansman ihtiyacı açısından sorun oluşturabiliyor.
Büyük işletmelerin sermayesiyle küçük esnafın sermayesi aynı mı?
Küçük işletmenin finansman imkânları büyük şirketlerin imkânlarıyla bir tutulabilir mi?
Vergi sistemi düzenlenirken küçük esnafın ödeme gücü, işletme ölçeği ve kâr marjı dikkate alınmalıdır.
BAĞ-KUR EMEKLİLİĞİ ESNAFA NEDEN BU KADAR ZOR?
Bir başka önemli mesele Bağ-Kur.
Yıllarca dükkânının kepengini açan, vergisini ödeyen, yanında personel çalıştıran, ülke ekonomisine katkı sunan esnafın emeklilik mücadelesi hâlâ devam ediyor.
Bağ-Kur'da 9 bin gün prim şartı bulunan esnafın beklentisi çok açık: Adalet!
SSK'lı çalışanlarla Bağ-Kur'lu esnaf arasındaki prim gün farklılıklarının giderilmesi, küçük esnafın emeklilik şartlarının iyileştirilmesi gerekiyor.
Yıllarca çalışan bir insanın emekliliği lüks değil, en doğal hakkıdır.
ESNAFIN ÜZERİNDE DENETİM BASKISI!
İl Tarım Müdürlüğü, İlçe Tarım Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi zabıtası, ilçe belediyesi zabıtası...
Esnafın kapısı sürekli denetime açık.
Elbette denetim yapılmalı. Hijyen, gıda güvenliği ve halk sağlığı konusunda taviz verilmemeli.
Ancak denetim adı altında küçük işletmelerin sürekli ceza ve yaptırım tehdidiyle karşı karşıya bırakılması doğru değildir.
Kurumlar arasında koordinasyon sağlanmalı, aynı konularda tekrarlanan denetimlerin önüne geçilmeli.
Denetimin amacı esnafı cezalandırmak değil, eksiklerini gidererek daha kaliteli hizmet sunmasını sağlamaktır.
Esnafın ihtiyacı denetimsizlik değil, adil ve öngörülebilir denetimdir.
ELEKTRİK, DOĞAL GAZ VE SU FATURALARI!
Bir pastane düşünün. Fırınları çalışacak, dolapları soğutacak, üretim yapacak.
Bir lokanta düşünün. Ocakları yanacak, buzdolapları çalışacak.
Bütün bunlar için elektrik, doğal gaz ve su gerekiyor.
Peki, küçük bir pastane ile büyük bir fabrikayı aynı enerji maliyetleri anlayışıyla değerlendirmek ne kadar adil?
Küçük işletmelerin tüketim miktarına ve ekonomik gücüne göre özel tarifeler oluşturulmalı. Üretim yapan küçük işletmelere enerji desteği sağlanmalı.
Esnafın en büyük giderlerinden biri olan enerji maliyetleri artık görmezden gelinmemeli.
ESNAF SADECE KENDİSİ İÇİN KAZANMIYOR!
Bir esnafın yanında iki kişi çalıştırdığını düşünelim.
Manisa'daki 60 bin esnaf üzerinden basit bir hesap yaparsak, her esnafın yanında iki kişi çalışması durumunda 120 bin kişilik bir istihdam potansiyeli ortaya çıkar.
Bu, gerçek çalışan sayısı değildir; yalnızca iki çalışan varsayımıyla yapılan örnek bir hesaptır.
Ancak esnafın istihdam yaratma gücünü anlamak açısından önemli bir göstergedir.
Esnafın yanında çalışan kişinin evine götürdüğü ekmek, ödediği kira, yaptığı alışveriş ve çocuklarının eğitimi de bu ekonomik döngünün parçasıdır.
Bir işletme kapandığında yalnızca işletme sahibi değil, çalışanı, tedarikçisi ve ailesi de etkilenir.
Esnafın ödediği vergiler, SGK primleri ve diğer kamu yükümlülükleri de ekonominin önemli kaynaklarıdır.
Ne yazık ki Manisa'daki esnafın toplam vergi katkısı ve yarattığı istihdamı tek başlık altında gösteren güncel, kamuya açık bir resmî toplam veriye ulaşamıyoruz. Bu verilerin ilgili kurumlar tarafından kamuoyuyla paylaşılması da son derece önemlidir.
ESNAFIN SIRTINDAKİ DİĞER YÜKLER!
Bugün bir dükkân açmanın maliyeti başlı başına büyük bir mücadele.
Kiralar yükseliyor. Personel giderleri artıyor. SGK primleri, muhasebe ücretleri, bakım masrafları, ham madde fiyatları ve vergiler her geçen gün işletmenin yükünü ağırlaştırıyor.
Üstelik esnaf bütün bu maliyet artışlarını ürününe yansıtamıyor. Çünkü karşısında alım gücü düşmüş bir vatandaş var.
Fiyatı artırsa müşteri kaybediyor, artırmasa zarar ediyor.
Krediye ulaşmak zor, faizler yüksek, borçların ödeme günü ise hiç beklemiyor.
Birçok esnaf artık yatırım yapmayı, işini büyütmeyi değil, mevcut borçlarını nasıl ödeyeceğini düşünüyor.
Büyük zincir mağazalar karşısında rekabet etmekte zorlanan mahalle esnafı da ayrı bir mücadele veriyor.
Küçük esnafın korunması yalnızca ticaretin değil, mahalle kültürünün ve yerel ekonominin korunmasıdır.
ÇÖZÜM ÜRETMEK ARTIK ZORUNLULUKTUR!
Peki, ne yapılmalı?
Küçük esnafın vergi yükü hafifletilmeli, KDV uygulamalarındaki sorunlar giderilmeli.
Bağ-Kur prim gün sayısı konusunda adil bir düzenleme yapılmalı.
Küçük işletmelere özel elektrik, doğal gaz ve su tarifeleri oluşturulmalı.
Tarım müdürlükleri ve belediyeler denetimlerini koordineli yürütmeli.
Esnafa düşük faizli, uzun vadeli ve ulaşılabilir kredi sağlanmalı.
SGK primleri ve personel maliyetleri konusunda küçük işletmelere destek verilmeli.
Yerel esnaf, büyük zincir mağazalar karşısında adil rekabet koşullarına kavuşturulmalı.
Yeni işyeri açan esnafa belirli sürelerle vergi ve prim kolaylıkları sağlanmalı.
Kapanma riski taşıyan işletmeler için erken uyarı ve borç yapılandırma mekanizmaları geliştirilmeli.
Esnafın ödediği vergiler, sağladığı istihdam ve ekonomik katkı konusunda düzenli, şeffaf istatistikler yayımlanmalı.
SON SÖZ: ESNAFI KAYBEDERSEK NEYİ KAZANACAĞIZ?
Buradan hükümet yetkililerine, milletvekillerine, belediye başkanlarına, ilgili kurumların yöneticilerine ve esnaf temsilcilerine sesleniyorum.
Türkiye'de milyonlarca esnaf var. Manisa'da 60 bini aşkın esnafımız bulunuyor.
Bu insanların her biri bir işletme, bir aile, bir emek ve bir gelecek demek.
Esnaf sürekli vergi ödemek, zamlarla mücadele etmek, denetimlerden geçmek ve borçlarını çevirmek zorunda kalırken ondan nasıl yatırım yapmasını, nasıl istihdam sağlamasını ve nasıl büyümesini bekleyebiliriz?
Esnaf sadaka istemiyor.
Esnaf ayrıcalık istemiyor.
Esnaf yalnızca adalet, emeğinin karşılığını ve ayakta kalabileceği ekonomik şartları istiyor.
Unutmayalım: Büyük fabrikalar üretimin, küçük esnaf ise günlük hayatın vazgeçilmezidir.
Bir mahallede bakkalın, fırının, lokantanın, pastanenin kepengi kapanıyorsa orada yalnızca ticaret değil, sosyal hayat da zarar görüyor demektir.
Her gün yüzlerce kepenk kapanırken hâlâ esnafın sorunlarını görmezden gelmek, geleceğin ekonomisini görmezden gelmektir.
Esnafı yaşatmak ekonomiyi yaşatmaktır.
Artık esnafın sorunlarını konuşma değil, çözme zamanıdır.