Ankara’nın koridorlarında neler konuşulur, hangi dosya hangi masada bekler, bilmem. Benim derdim Manisa. Sabah Gediz Ovası’na düşen çiğden, akşam Organize Sanayi’de mesaiye kalan işçinin derdinden anlarım.
Manisa, Türkiye’nin “sessiz dev” illerinden biri. TÜİK’in son açıkladığı verilere göre nüfusu 1.5 milyona dayandı. Kişi başı milli gelirde Ege’de İzmir’den sonra ikinci sırada. Beyaz eşyada Avrupa’nın üretim üssü olduk, otomotiv yan sanayinde Bursa’yı zorluyoruz. Üzümde, zeytinde, tütünde hâlâ söz sahibiyiz. Kağıt üstünde tablo parlak. 182d
Ama kağıdı kaldırıp sokağa inince başka bir Manisa görüyorum.
*1. Sanayi var, sanayici kafası eksik*
Manisa OSB, Türkiye’nin en büyük ilk 3 OSB’sinden biri. 60 bin kişiye ekmek kapısı. Güzel. Lakin AR-GE’ye ayrılan pay hâlâ %1’in altında. Montaj yapıyoruz, mühendisliği ithal ediyoruz. Vestel, Bosch var ama patent liginde Manisalı KOBİ sayısı iki elin parmağını geçmiyor. Batı’nın makinesini aldık, aklını ıskaladık. Yine aynı hikâye.
*2. Tarım var, katma değer yok*
Sultani üzümün anavatanıyız. Dünyaya kuru üzüm satıyoruz, evet. Ama adam kilosu 2 dolara bizden alıyor, 15 dolara “organik atıştırmalık” diye paketleyip bize geri satıyor. Alaşehir’de, Sarıgöl’de çiftçi hâlâ 1970 model sulama kanalına mahkûm. Damlama sistemini anlatınca “masraflı” diyor. Sonra da gençler tarlayı bırakıp OSB’de asgari ücrete talim ediyor. İrfan nerede?
*3. Şehir büyüyor, şehirleşme geriliyor*
Son 5 yılda Manisa merkezde 40 bin yeni konut yapıldı. Müteahhit kazandı, belediye imar rantından pay aldı. Peki yeşil alan? Kişi başı 8 metrekareden 6’ya düştük. Trafikte sabah 8, akşam 6 artık İstanbul provası. Spil Dağı eteğinde mangal yakmaktan başka sosyal aktivite üretemedik. 1.5 milyonluk şehirde nitelikli bir opera, tiyatro salonu yok. AVM var, ruh yok.
*4. Genç var, umut yok*
Celal Bayar Üniversitesi’nde 50 bin öğrenci okuyor. Mezun olunca ne yapıyor? %60’ı şehri terk ediyor. Çünkü Manisa’da mühendise 35 bin TL, İzmir’de 55 bin TL veriyorlar. Beyin göçü Ankara’ya değil, 30 km ötedeki İzmir’e. Kendi evladını tutamayan şehir, yarınını nasıl kuracak?
Eleştiri dozunu kaçırmayım. İyi şeyler de oluyor: TEKNOSAB yatırımı geldi, tarımda jeotermal seralar kuruluyor, Muradiye’ye raylı sistem konuşuluyor. Ama hızımız yetmiyor.
Ankara’yı bilmem. Bildiğim şu: Manisa’nın sorunu “geri kalmışlık” değil, “yanlış ilerleme”. Fabrika kurmayı bildik, fabrika kültürünü kuramadık. Apartman diktik, komşuluk dikemedik. Üzüm yetiştirdik, marka yetiştiremedik.
İzzet, kendi yağında kavrulmak değil. İrfan, başkasının kabına özenmek değil. Manisa’nın ikisine de ihtiyacı var. Batı’nın tekniğini alalım, ama taklidini değil. Yoksa 10 yıl sonra yine aynı yazıyı yazarız: “Ben Ankara’yı bilmem, Manisa’da neler oluyor?”
Ve cevap aynı olur: Çok şey oluyor, olması gerekenler hariç.