Değerli Dostlarım Bugün 06.11.2026 mübarek CUMA günüdür.Bir işi yapacağını, bir sözü tutacağını veya belirli bir davranışı yerine getireceğini kesin biçimde bildirmeğe ve taahhüt etmeye SÖZ VERMEK denir.

Söz vermek, verilen sözü yerine getirmek insanlık adına bir şereftir. Yalan konuşarak kişileri aldatmaya yönelik verilen sözler ahlaksızlığın ta kendisidir. Söz namustur yerine getirilmesi gereken vicdani bir borçtur. söz vermek ve o sözü yerine getirmek kişinin ne kadar dürüst ve ahlaklı bir kişiliği olduğunun göstergesidir. Söz verip sözünde duran onurlu ve güvenilir insanlar her zaman sağlam duruşları ile kendilerinin dürüst ve inanılır insanlar olduklarını göstermişlerdir.insan, doğası gereği toplumsal bir varlıktır ve bu toplumsal düzenin en temel çimentosu güvendir. Güven ise kurulan cümlelerden, verilen taahhütlerden ve en önemlisi verilen sözlerden doğar. Günlük hayatta dudaklarımızdan dökülen iki kelime gibi görünen “söz vermek”, aslında bir insanın karakterini, ahlakını ve başkalarına verdiği değeri ortaya koyan en ağır sorumluluklardan biridir. Geçmişten günümüze “söz senettir” denilmesi boşuna değildir.

Eskiden insanlar kağıda mühüre gerek duymadan birbirlerinin sözüne kefil olur, verdikleri her kelimeyi bir borç ve bir namus meselesi olarak sayarlardı. Çünkü ağızdan çıkan her söz, kişinin kendi iradesini ve kişiliğini dış dünyaya ilan etmesidir. Bilmeden, tartmadan ya da sırf o an karşıdakini memnun etmek için verilen ama tutulmayan her söz, insanlarda derin hayal kırıklıkları yaratır. Yerine getirilmeyen bir söz, zamanla o kişiye duyulan güveni zedeler; güvenin bittiği yerde ise dostluklar, ilişkiler ve toplumsal bağlar zayıflar. Unutulmamalıdır ki, birine yalan söylemek ile verdiğiniz sözü tutmamak arasında ince bir çizgi vardır; her iki durumda da kaybedilen şey yine insanın kendi itibarıdır.Söz vermek ve zamana saygılı olmak, yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur. Bu değerlere önem veren bir toplum, daha güçlü ilişkiler ve daha sağlıklı bir sosyal yapı oluşturur. Herkesin kendi sözünün arkasında durduğu ve zamana saygı duyduğu bir dünya, hem insanın kendisi hem de toplumlar için daha yaşanabilir bir yer olacaktır. Ağzımızdan çıkacak sözü kulağımız duymalı, altından kalkamayacağımız veya yerine getiremeyeceğimiz yüklerin altına girmekten kaçınmalıyız. "Söz vermek bir manâ ise, sözü tutmak binbir manâdır". Kendimize ve karşımızdakilere olan saygımızın bir nişanesi olarak, ya verdiğimiz sözün arkasında durmalı ya da tutamayacağımız sözü asla vermemeliyiz.

Bir gün Kral, dondurucu bir kış mevsiminde gecenin soğuğunda nöbet tutan muhafıza, ‘Üşümüyor musun?’ diye sorar. Muhafız, Ben alışığım Kral’ım,’ cevabını verir. Kral, Olsun, sana sıcak elbise getirmelerini emredeceğim,’ der ve gider. Ancak bir süre sonra içeri girdiğinde emri verme­yi unutur. Ertesi gün duvarın yanında muhafızın soğuktan donmuş cesedini görürler; duvara da bir şeyler karalanmıştır ve şöyle yazmaktadır: "Kral’ım soğuğa alışkındım; fakat senin sıcak elbise vaadin beni öldürdü."

Toplumda en güvenilir kişiler hiçbir zaman yalan söylemeyen ve verdiği sözü her zaman tutanlardır. Hitap muhataba biçilen kıymettir. Hayatta en güzel duygu ise SÖZ VERDİĞİNDE SÖZÜNDE DURMAK olmalıdır. CUMA mız mübarek olsun. Hayırlı CUMA lar dilerim.Malik BİBER