Değerli Dostlarım Bugün 23.10.2026 mübarek CUMA günüdür. Alçakgönüllü, saygılı, ahlaklı, kibirden ve gösterişten uzak ,sade bir yaşam sürdüren İnsana MÜTEVAZİ denir.
Mütevazı insan, sahip olduğu başarıları, yetenekleri veya imkanları abartmayan, başkalarına yukarıdan bakmayan ve kendini diğer insanlardan üstün,farklı ve ulaşılmaz görmeyen kişidir.Mütevazılığın önemi, sosyal ilişkilerde ve toplumsal hayatta büyük bir yer tutar. Mütevazı bir kişi, çevresindekilerle sağlıklı ve samimi ilişkiler kurabilir. Bu, insanların ona daha fazla saygı duymasına ve güvenmesine yol açar. Ayrıca, mütevazı olmak, kişinin kendine olan saygısını artırır ve iç huzurunu sağlar. Toplumda mütevazı insanlar, diğerlerine örnek olurlar. Onların davranışları, başkalarına da ilham verir ve alçakgönüllülüğün ne kadar değerli olduğunu gösterir. Mütevaziliğin karşıt anlamlısı kibirdir ki kibirli insanları kimse sevmez, onlarla yaşamak hatta konuşmak bile istemez. Kibirli insanların, kibirlerinin yıkıldığı zaman mutlaka gelir. İnsanlar gerçekten üstün özelliklere sahiplerse, diğer insanlardan daha başarılı, şanslı veya zenginlerse bunu sürekli dillendirmemeli, bu başarılarının anlatılmasını başkasına bırakmalıdırlar. İnsan hangi mevkide olursa olsun Allah'ın kulu olduğunu unutmamalıdır. Peygamberimiz, bu özelliği hem bizzat üzerinde taşımış, hem de sözleriyle tavsiye etmiştir.Toplumda mütevazi insanlar genellikle başkalarına saygılı,sade giyinen, düşünceli ve nazik davranışlarıyla tanınırlar. Mütevazilik, özellikle İslam kültüründe önemli bir erdem olarak kabul edilir. İnsanların birbirlerine karşı kibirli ve üstünlük taslamadan, eşitlikçi bir şekilde yaklaşmalarını teşvik eder.
Yeni bir iş kurmuştu,İşler fena gitmiyordu ama büyümek için paraya ihtiyacı vardı.Aklına amcası geldi.Amcası yıllarca memurluk yapmış, maaşından artırdığıni bir kenara koymuştu Akşam kapısını çaldı.Çaylar geldi.Genç adam konuşmaya çalıştı.Amca, ben aslında…Sustu.Biraz sonra yine niyetlendi.Yine söyleyemedi.Havadan sudan konuştular. Kalkıp evine döndü. Ertesi akşam yeniden gitti.Bu kez cesaretini topladı:Amca, iş için paraya ihtiyacım var. Bana borç verir misin? Amcası hiç şaşırmadı. Sen dün de istemiştin oğlum.Genç adam afalladı: Dün mü? Dün senden para istemedim ki. Amcası gülümsedi.Dilin istemedi oğlum. Gözlerin istedi.Genç adam rahatladı. “Demek anlamış” diye düşündü.Tam teşekkür edecekti ki amcası: Ama vermeyeceğim. Neden.Çünkü bugün sana para verirsem yarın seni arayıp Ne zaman vereceksin?” demek istemiyorum. Vermediğinde sana kızmak istemiyorum. Kendi parama ihtiyacım olduğunda senden kendi paramı isterken mahcup olmak hiç istemiyorum. Daha kötüsü ne biliyor musun? Sen de telefonum çaldığında “Amcam parayı isteyecek” diye açmak istemeyeceksin. Sokakta beni görünce yolunu değiştireceksin.Sonra önündeki çayı gösterdi: Bugün önümde çay içiyorsun.Yarın benden kaçmanı istemiyorum. Peki ne yapacağım? İş kuracaksan, ev alacaksan, araba alacaksan bankadan kredi çek. Borcun varsa banka seni arasın.Ben değil.Genç adam:Yani hiçmi yardım etmeyeceksin? Amcası gülümsedi:ve geri istemediğim kadarını veririm. Çünkü para kaybetmeyi göze alırım,yeğenimi değil.Borç para sadece el değiştirmez.Telefonun çalma şeklini,aynı masada oturuşu, hatta insanların birbirine bakışını değiştirir.Para geri ödenebilir ama borç yüzünden bozulan bir lişkinin,vadesi,yoktur.
Kimseden daha iyi olmadığını anlayacak kadarmütevazi farklı olduğunuzu kavrayacak kadar,bilge,olun.
Malik BİBER
.
.