Değerli Dostlarım Bugün 15.05.2026 mübarek CUMA günüdür.Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma hissine MERHAMET denir.

Merhamet duygusu her insanın yaratılıştan sahip olduğu bir yeti olmakla birlikte eğitimle birlikte geliştirilmesinin sağlanması gerekmektedir. Bu eğitim sürecinde, hayatın ilk yılları ve özellikle aile içindeki sevgi dolu ve kucaklayıcı bir iletişim büyük öneme sahiptir. Merhamet denince akla; Şefkat, hoşgörü başkalarının acısını kalbinde hissetme, zor durumdakilere yardım etme ve karşılıksız iyilik gelir. Sadece acımak değil, acıyanın yarasını saracak çözümler üretme ve insanı insan yapan en temel ahlaki erdemdir.Kişilerin hem kendilerine hem de başka kimselere karşı göstermiş oldukları merhametin iyileştirici ve olumlu duyguları güçlendirici özelliği yüzyıllardır bilinmektedir. Geçmişten günümüze içinde yaşadığımız toplum ve kültür ortamı da bizi merhametli olmaya teşvik etmektedir. Küçük Ali, köyün en fakir evinde yaşardı. Kışın soğuğu evlerinin içine kadar işler, elleri nasırlı, yüzü bembeyaz olurdu. Bir gün, okuldan dönerken yolda titreyen küçük bir kedi yavrusu gördü. Kedi, açlıktan gözleri çukurlaşmış, tüyleri kirlenmiş haldeydi. Kedi, açlıkla yavruladı. Ali, kediyi evine götürdü. Annesi ilk başta kızsa da, Ali'nin ısrarı üzerine kediyi eve almasına izin verdi. Ali, kedisine süt verdi, onunla oynadı ve onu sıcacık yatağına yatırdı. Kedi, Ali'nin sıcaklığında yavaş yavaş iyileşti. Köyün diğer çocukları da Ali'nin bu davranışından etkilenerek, kendi evlerindeki hayvanlara daha iyi bakmaya başladılar. Ali'nin küçük bir kalbi, tüm köye merhamet tohumları ekmişti.

İnsan sevgidir, insan merhamettir, insan ümittir, insan ahlaktır, insan erdemdir, insan gönüldür. İnsan kendisini insanda tanır, insan insanın yurdudur, insanın ruhu yükseldikçe nefsi alçalır, merhameti ve gönüllülüğü yükselir.Merhamet; yaratılışımıza işlenmiş bütün ahlaki erdemleri kuşatan, kalbin katılığını ve kasvetini ortadan kaldıran, kalbi yumuşatan, ruha-bedene-insana şifa veren, en önemli ve en kıymetli hazinemizdir. Merhamet; katılaşmış kalpleri yumuşatan, nefretin üzerine sevginin yerleşmesini sağlayan ahlaki bir erdemdir. Merhametli davranışlar, canlıların acısını yürekten hissedip gidermeye çalışmayı, şefkat, yardımseverlik ve bağışlayıcılığı içerir. Sokak hayvanlarını beslemek, yaşlılara yardım etmek, evsizlere destek olmak, empati kurmak, hata yapanı affetmek ve nazik bir dil kullanmak

merhametin somut örnekleridir.

Merhamet, bireylerin ve grupların zorluk anlarında birbirlerine yardım etmesini sağlar. Merhamet, adaleti insani bir boyuta taşır ve bireylerin ihtiyaçlarına duyarlılığı artırır.Merhamet, farklılıkların ötesine geçerek, bireyler ve gruplar arasında empati ve anlayışı teşvik eder. Bu özellik, toplumsal çatışmaların çözümünde de hayati bir rol oynar eşitsizliklerin azaltılmasına yönelik politikaların temelini oluşturabilir ve dayanışmacı ekonomik modelleri destekleyebilir.Merhamet eksikliğinin olduğu toplumlarda ise bireysel çıkarlar ve rekabetçi yaklaşımlar, sosyal bağları zayıflatır ve çatışmalara zemin hazırlar.

Şiddetin, zorbalığın bencilliğin panzehiri merhamettir. Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi oğlu Orhan Gazi’ye bıraktığı vasiyetnamesinde “Allah’ın yarattığı her şeye karşı merhametli ol” ifadesini kullanarak merhamet duygusunun özelliğini vurgulamıştır. Yunus Emre “Yaratılanı severim Yaratandan ötürü” ve Hz. Mevlana “Şefkat ve merhamette güneş gibi ol” sözleriyle merhametin önemini belirtmişlerdir. merhamet duygusunu eyleme geçirme konusunda bizlere rehberlik eden Dünya çapında olan Sevgili Sanatçımız Barış Manço’nun şu güzel sözleri ile söylemiş olalım.

“Yaz dostum, yoksul görsen besle kaymak bal ile

Yaz dostum, garipleri giydir ipek şal ile

Yaz dostum, öksüz görsen sar kanadın kolunu

Yaz dostum, kimse göçmez bu dünyadan mal ile Cumamız mübarek olsun. Hayırlı Cumalar dilerim. Malik BİBER