Bu tarih size neyi hatırlatıyor?

1000246341 Photoroom

O gün, Türkiye’nin belki de en karanlık ve en uzun günlerinden biriydi. Ülkenin üzerinde ağır bir siyasi atmosfer vardı ve herkesin kulağı Meclis’ten çıkacak karardaydı. Çünkü o gün, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamlarının oylanacağı gündü.

TBMM’de o dönem toplam 450 milletvekili bulunuyordu. Oylamaya 323 milletvekili katıldı. 273 milletvekili idamların kabulü yönünde oy kullanırken, 2 çekimser oy çıktı. 118 milletvekili ise oylamaya katılmadı.

CHP grubunda da dikkat çekici bir tablo vardı. Nevşehir Milletvekili Selahattin Hakkı Esatoğlu ile Hatay Milletvekili Mehmet Aslan’ın vefatı ve Nihat Erim’in istifası sonrası CHP’nin milletvekili sayısı 141’e düşmüştü. Daha sonra Van’dan bağımsız seçilen Mehmet Emin Erdinç’in CHP’ye katılmasıyla sayı yeniden 142 oldu.

Ancak 24 Nisan 1972’de CHP içinden 64 milletvekili oylamaya katılmadı. 29 milletvekili ise idamlar yönünde oy kullandı. 47 ret oyu verildi. Ret oyları arasında Necmettin Erbakan ve arkadaşlarının da bulunması dönemin dikkat çeken ayrıntılarından biriydi.

Süleyman Demirel, Necmettin Cevheri, Nihat Menteşe, İsmet Sezgin, Alparslan Türkeş, Orhan Öztrak, Saadettin Bilgiç ve Turhan Feyzioğlu gibi dönemin önemli siyasi isimleri idamlara “evet” oyu verenler arasındaydı.

Deniz Gezmiş’in babası rahmetli Cemil Gezmiş’in ise Ankara’da bazı siyasetçilere büyük güven duyduğu biliniyordu. Ancak süreç ilerledikçe, destek sözü veren bazı isimlerin Meclis’e gelmediği, bazılarının ise idam yönünde oy kullandığı görüldü. Bu durumun Cemil Gezmiş’te büyük bir hayal kırıklığı yarattığı da yıllarca konuşuldu.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Deniz Gezmiş’in siyasi mirası üzerinden yapılan tartışmalar hâlâ devam ediyor. Özellikle farklı siyasi çevrelerin zaman içinde Deniz Gezmiş’i kendi söylemleri içinde yeniden konumlandırmaya çalışması dikkat çekiyor.

Oysa Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının temel söylemi; “Tam Bağımsız Türkiye” düşüncesi etrafında şekillenmiş, anti-emperyalist bir mücadele anlayışıydı.

Bu nedenle tarihi değerlendirirken yalnızca bugünün siyasi söylemleriyle değil, dönemin gerçek tutanakları, oyları ve siyasi tavırlarıyla birlikte düşünmek gerekir.