Bu yazım; Türkiye’nin savunma sanayiini küçümseyenlere, yapılan her yerli projeyi karalamaya çalışanlara ve özellikle kendi ülkesinin başarısından rahatsız olanlara, bilimsel tarihlerle verdiğim cevaptır. HASAN BARIN 12.05.2026 10:12:00

Çanakkale Savaşı öncesi devlet iki savaş gemisi almaya karar verir, ama hazinede beş kuruş yoktur.

“Ne yapalım, ne yapalım?” diye düşünürken tek çare, paranın halktan bağış olarak toplanmasına karar verilir.

Halk bu karara büyük bir heyecan içinde karşılar. Elinde ne var ne yok verir. Para kısa sürede de toplanır, İngiltere'ye gönderilir.

Biz gemilerin gelmesini beklerken çok sürmez, Çanakkale Savaşı başlar. İngiltere savaşı bahane ederek parasını peşin aldığı gemileri göndermez.

Övünçle bahsettiğimiz Kurtuluş Savaşı’nda kullandığımız silahların en etkili olanları bizim değildi.

Bu silahların çoğu halktan ve başka ülkelerde yaşayan Türklerden gelen paralarla müzakere yollu satın aldığımız Alman’ın, Rus’un, Fransız’ın, İtalyan’ın silahlarıydı.

Yanlış duymadınız birkaç ay veya birkaç sene önce savaştığımız düşmanlardan satın aldığımız silahlardı.

Kıbrıs’ta bıçak kemiğe dayanmış, Kıbrıs’a çıkartma yapacağız, uçak yakıtı dâhil birçok eksiğimiz var.

Nurlar içinde yatsın Kaddafi yetişiyor. Ne lazımsa da gönderiyor ve bu şekilde çıkarma yapabiliyoruz.

İHA ihtiyacımız oluyor. İsrail’den paramızla pulumuzla istiyoruz.

Dünya kadar para karşılığında bizi kırmıyor, tamam diyor.

İsrail, parasını verdiğimiz İHA’ları zamanında göndermiyor. Geç te olsa gönderdiklerinin bazıları arızalı çıkıyor. “Adam gibi düzeltin gönderin” diye geri gönderiyoruz.

Gel gelelim gönderdiklerimizi arızalı haliyle bile senelerce geri göndermiyor İsrail.

İsrail’den aldığımız İHA’ların özelliği de neydi biliyor musunuz?

Uçarken sürüsüyle PKK teröristi görse bile, adı üstünde İHA üzerinde silah olmadığından, uyduyla bilgi veriyor.

Kimin uydusuna peki!

Tabii ki PKK’yı kollayan ABD uydusuna!

Uydu görevlisi, PKK’yı besleyen İsrail’den aldığımız İHA’nın verdiği bilgiyi, canı isterse, Türkiye’ye haber verecek te Diyarbakır veya Malatya’dan ABD yapımı F-16 lar, F-5’ler kalkacak ta ABD beslemelerini vuracak.

ABD uydusundaki görevliler iyi niyetli davranıp anında TSk’ya haber verse dahi “görülmüşsünüz, dağılın” diye uyarmasa bile en az yarım saat geciktiğinden, o sürüyü yerinde bul bulabilirsen!

ABD’yi aradan çıkarıp, uydu yapmak istedik, teknoloji transferi vermediler.

İsrail “tamam ama uydu İsrail üzerinden geçerken İsrail’i gözleyemeyecek, teknolojiyi ben de veremiyorum” dedi.

Bu da benden olsun;

Tam, 2. Karabağ Savaşı başlar başlamaz kamera sistemlerini satın aldığımız Kanada, Siyonist, Ermeni lobilerinin gazına gelip, “Size kamera mamere yok, satmıyorum.” diyerek ambargo koydu.

Bu haberi duyunca çok canım sıkıldı. Elime kalemi alıp o zamanlar bu sıkıntıyı dile getiren bir köşe yazısı yazdım. Yazım yayınlanır yayınlanmaz ismini veremeyeceğim, üst düzey bir görevliden telefon aldım:

“Canını sıkma, kameraları Ukrayna’dan aldık, Azerbaycan’a 100 tane de SİHA’yı teslim ettik. SİHA’larımız 254 Ermeni tankının da anasını belledi; sana fotoğraflar gönderiyorum, bil ama yazma, konuşma; fotoları da yayınlama!” dedi.

Fotolar, SİHA’larımızı üreten bıyıkları yeni yeni terleyen gencecik mühendislerimizin resimleriydi.

Savaşın başından beri, doğruluğu üst makamlarca, video görüntüleriyle defalarca doğrulansa da yıllarca yazmadım, fotoları yayınlamadım. Zıpkın gibi delikanlı olsalar da şimdi bile yayınlamam.

Gelelim günümüzdeki tarihe:

SİHA Teknolojisinde bırakın Çanakkale’de parasını ödediğimiz gemileri vermeyen İngiltere’yi, NATO standartlarının bile ötesine geçtik.

2. Karabağ Savaşı’nda kuş gibi avlanan tankları gören devletler tank alımından vazgeçince daha savaşın ikinci haftasında tank sektörü elli trilyon dolar kaybetti.

Basına fazla yansımasa, yansıtılmasa da kac tane savaş kazandık.

Yanlıs okumadınız muharebe değil savaş!

Türkiye dşındaki ülkelerde operayon yapıp teröriatleri tek tek avlayacak kabiliyete ulaştık.

Bırakın İHA, SİHA’yı İsrail şimdilerde silahlarımızı ve etkisini görünce hop oturup hop kalkıyor.

Bu hop oturup kalkmaları açıklamayıp gizli tuttuklarızdan haberi olduklarında gösterecekleri tepkileri konusunda en azından şahsımın merakını cezbediyor.

En hafif tabirle oturup kalkamayacaklar diye düşünüyorum.

SİHA yapımında kullanacağımız kameraları bize satmayan Kanada, daha geçenlerde ortak çalışalım diye kapımızı çaldı.

İsrail’den aldığımız İHA’dan Gelen teröristlerin bulunduğu görüntüleri TSK’ya göndereyim mi göndermeyeyim mi diye dokuz doğuran ABD’ye inat ufak çaplı uygular hariç dokuz adet uydumuz uzayda kildir kildir dolaşıyor.

Daha bugün çıkan haberde ise Kurtuluş Savaşı’nda en çok silahını kullandığımız Almanya;

Yıldırım Han ve Tayfun Blok-4 sistemlerini almak, Avrupa savunma kalkanına dahil etmek istediğini açıkladı.

Ne Libya kaldı ne de rahmetle andığım Kaddafi, ama donanmamız için otuz gemi inşa aşamasında, yakıta da ihtiyacımız kalmadı.

Hal böyleyken:

Bu yapılanlar karalanacak ya, neymiş efendim damat (Selçuk Bayraktar) kazandırılıyormuş!

Bir de tersten okuyalım, hükümet kazandırıyorsa Selçuk Bayraktar da kazanıyor.

Olay kazanmak olsa; Selçuk Bayraktar’a ABD dâhil kat be kat kazanacağı yerlerden teklif geldiğini ve kabul etmediğini biliyorum.

Ayrıca:

Ne kadar çok para verilirse verilsin sadece belirli ülkelere satılabiliyor.

Bilgisiz cahillerin oradan buradan duyduklarıyla “ağzı olan konuşuyor” hesabı karalamalarına bakıyorum da, sanıyorlar ki savunma sanayinde sadece Bayraktar var!

Bu cahil tayfa bilmiyor ki savunma sanayiinde çok gizli çalışmalar yapan kurum ve kişiler hariç, resmi rakamlara yansıyan, devlet şirketleri dâhil, 3000'i geçkin şirket var.

Selçuk Bayraktar konuşma yaparken birisi sözünü kesecek şekilde bağırıyor.

“Adamsın adam!”

Silah sektörünü geliştiren, her gün yeni gelişmelerini duyuran Selçuk Bayraktar, gizli çalışanlar ve 3000’i aşkın şirket ve mühendisler dâhil bütün çalışanlar;

“Her biriniz de adamsınız adam!”

Yazıma son verirken,

Okuyan araştıran insanlardan doğruları duyduğunuzda morarmamanız için naçizane tavsiyem; okuyup, araştırıp bilgi sahibi olup yazmanız konuşmanız olacaktır!

Sağlık, huzur, saygıyla kalın!