Yazımın başında öncelikle rızalaşalım. Bağımsız bir ülkede devlet başkanı ve milletvekilleri vardır. Devlet, millet adına onlar kararlar alır. Uluslararası camiada ise onların söyledikleri, yazdıkları ve imzaladıkları geçerlidir
Buraya kadar razılaştık mı?
Devam ediyorum;
Dolayısıyla, herhangi bir ülkenin meclisine, milletvekili seçerek alternatif meclis oluşturup, o ülkenin uluslararası hukukça tanınmış erkleri yani seçilmişlerinin almış olduğu kararlara alternatif kararlar almak en basit tabirle “Kendin çalıp oynamak” değilimdir?
Uluslararası camiada tanınan, o ülkenin halkı tarafından seçilen seçilmişlerin aldığı kararlara zıt kararlar almak hem “densizlik” hem de ülkenin seçilmişlerini öteleyerek kötü gösterirken o ülkeye aidiyet hissedenlere pembeye boyanarak sevimli görünmeye çalışılıp yaptıklarını iyi niyetli çaba gibi göstermeye çalışmak açıkça “isyan” değil midir?
Peki, o iktidarı beğenmemek bu yapılanların bahanesi olabilir mi?
Razılaştığımızı düşünerek esas meseleye geçeyim:
İki sene önceydi. Hiç yüz yüze tanışmadığım ama yakinen tanıdığım biri Rusya’dan arayıp, seçim yoluyla, Azerbaycan meclisine alternatif bir meclis oluşturacaklarını söyleyip benden destek istedi.
Azerbaycan'ın seçilmiş lideri ve meclisi olduğunu, buna alternatif seçimi ve böyle bir girişimi saçma bulduğumu, kesinlikle tasvip etmediğimi, sert, kesin bir dille ifade ettim.
Kırıldı!
“Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar, önemsemeye gerek yok.” diye düşünsem de takibi bırakmadım.
Dediğim gibi önemsemedim. Ta ki yukarıda anlattığım iki sene önceki seçime seçimin, sanki Azerbaycan'da hiç secim olmamış gibi alternatif oluşturacak şekilde çevrimiçi ortamda yeniden yapılacağını, bunun gibi bir ilk olacağını ballandırarak ve pespembe gösteren, Türkiye’de yaşayan ve Azerbaycan’ı bir defa dahi görmemiş, Türkiye vatandaşlığı manidar, bir akademisyenin köşe yazısında rastlayıncaya kadar.
Birkaç defa rastladığım bu yazının sahibinin konumu ve bağlantıları, geçmişte yaşadığım akışla edindiğim bilgilerimle orantılandığım, beni kolayla yanıltmayan hislerim bana şunları söyledi:
Azerbaycan’ı sevmeyen devletler bu tür oluşumlara sızarak kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaya çalışıyorlar.
Burada yer alan doğrudan veya dolaylı olarak destek veren bazı kişilerin ise, ün kazanarak sözüm ona siyasi güç, maddi getirim sağlamaya çalıştıklarını görmek işten değil.
Bunların geneli ya Türkiye'de, ya Rusya, ya da Avrupa’da!
Azerbaycan’ın uzağında, başka devletlerde bu tür yasal olmayan oluşumlar kurmak kolayınıza geliyor da;
“Yaptığımız masum, yapılan masum.” diye düşünenlere şunu sormadan edemeyeceğim:
Türkiye’de olanlar Türkiye’deki, Rusya’da olanlar Rusya’daki, Avrupa’da olanlar Avrupa’daki muhalifleri toplayarak, Türkiye, Rusya ve Avrupa’da alternatif bir meclis oluşturmaya cesaret edebilirler mi?
Öyle ya, her ülkede iktidardan hoşlanmayan bir topluluk, iktidarın da bu toplulukların hoşuna gitmeyen uygulamaları var. O yüzden alternatif meclis kurmak zor olmasa gerek.
Hadi yapın Türkiye için Rusya için bir göreyim.
Tabii ki cesaretiniz varsa?
Cesaretiniz yoksa başka ülke için yapamadığınızı Azerbaycan’a hak görürseniz, bunu biz devletçiler hoş karşılamayız.
Bu tür oluşumlar gerek o devletin devletler nezdindeki itibarı gerekse dalga geçer gibi davranış görüntüsü açısından sakıncalı olduğunu ifade ederek; kişisel itibar ve maddi rant sağlamak için reklam yapmak isteyen kişilerin, daha önceki benzer oluşumlarda yaşanmış örneklerinde olduğu gibi ileride sıkıntılar oluşturacağına inanmaktayım.
Bu yüzden gerek Türkiye ve Azerbaycan devletlerinin bu tür oluşumlara karşı gerekli önlemleri alarak sessiz kalmaması büyük beklentimdir.
Bu konudaki kaygı ve görüşlerimi daha yazımı yayınlamadan üst düzey Azerbaycan bürokratları ile telefonla paylaştığımda, göstermiş oldukları ilgi için kendilerine teşekkür ederim.
Yazımda belirttiğim kişiler ben de saklıdır. Gerektiğinde gerekli yerlerle paylaşılacağını belirterek yazıma son vererek sağlık, huzurla kalın diyor,
Saygılarımı sunuyorum.