Yeşilay'ın geçen yıl yayımladığı Türkiye Kumar Raporu'nda gözden kaçmaması gereken bir ayrıntı var. 2024'te Yeşilay danışmanlık merkezlerine kumar nedeniyle başvuranların sayısı, ilk kez alkol ve madde nedeniyle başvuranları geçti.
Bağımlılık deyince aklımıza hâlâ alkol, sigara ya da uyuşturucu geliyor. Rakamlar ise artık başka bir yeri gösteriyor: oyun, bahis, sosyal medya. Bunların hiçbirinde ortada bir madde yok. Belki de bu yüzden ciddiye almakta zorlanıyoruz.
Sabah ilk iş telefona uzanmak ya da beş dakikalığına açılan bir uygulamada yarım saat kaybetmek tek başına bağımlılık sayılmaz. Ama Türkiye'de haftada ortalama 25 saati sosyal medyada geçirdiğimizi düşününce durum değişiyor. Dünya ortalaması 18,5 saat civarında. Bu tablo, alışkanlıklarımızın ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu sormayı gerektiriyor.
İşin zor tarafı şu: Herkesin yaptığı bir şeyin sorun olduğunu görmek kolay değil. "Herkes böyle" demek insanı rahatlatıyor. Ancak ekran başında geçen zaman uykudan çalmaya başladıysa, o rahatlığın bir bedeli var demektir.
Malcolm X otobiyografisinde gençlik yıllarındaki uyuşturucu bağımlılığını hiç saklamadan anlatır. Hikâyesini bu kadar güçlü kılan da bu dürüstlüktür. Değişim çoğu zaman gerçeğe adını koymakla başlar ve bu ekranlar için de geçerli. Yine de bağımlılığı bir karakter zaafı gibi görmek kimseye yardım etmiyor. Asıl merak etmemiz gereken, insanın o ekranda neyi aradığı.
Çoğu zaman aradığı şey bir kaçış. Yorgunluktan, yalnızlıktan, para derdinden kısa bir mola. Oyunda kazanmak ya da bir paylaşımın beğeni alması o an iyi hissettiriyor. Sorun, aynı hissi yakalamak için her seferinde daha fazlasının gerekmesi.
Çevrimiçi bahiste bu döngü doğrudan cebe dokunuyor. Aynı rapora göre hayatında en az bir kez kumar oynamış olanların yüzde 71'i ilk kez 15-24 yaşları arasında oynamış. Yasa dışı bahis de en çok bu yaş grubunda yaygın ve büyük ölçüde akıllı telefonlardan oynanıyor. Yani kumarhane artık gençlerin cebinde. Böyle bir tabloyu yalnızca kişisel tercih diye geçiştiremeyiz. Aileler ve okullar da işin içinde.
Çocuklara "Telefonu bırak" demeden önce kendi elimize bakmamız gerekiyor. Onlar ne dediğimizi değil, ne yaptığımızı taklit ediyor.
Telefonun ekran süresi raporuna bakmak birkaç saniye sürüyor. Asıl zor olan, o rakamı gördükten sonra telefonu gerçekten bir kenara koyabilmek.