Değerli Dostlarım yazıma başlamadan önce Şanlıurfada ve Kahramanmaraştaki okullarında eğitim ve öğretim gören çocuklarımız ve öğrencilerimiz,eğitim ve öğretim veren öğretmenlerimiz tarihinde il ilk defa okulda silahlı saldırı sonucu yaralanmış ve öldürülmüşlerdir. Bu saldırı hepimizin canını ciğerini yakmıştır. 10 yıl Okullarda Okul Aile Birliği Başkanı yapmış bir veli ve aynı zamanda bir baba olarak beni derinden üzmüştür. Okullar ilim ve irfan yuvası olmalı geleceğimizin gençleri önce Ahlaklı,vicdanlı,iyiliksever, yardımsever, küçüklerine sevgi dolu, büyüklerine saygılı yetişmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bu hepimizin vatana ve millete minnet borcudur. Ölenlere Allahtan rahmet yaralılara acil şifalar diliyorum. Bundan böyle başka olayla karşılaşmamak en büyük dileğimdir.Saygılarımla,
Değerli Dostlarım Bugün 17.04.2026 mübarek CUMA günüdür. Bireyin söz ve davranışlarında yalan, hile veya yanıltma olmaksızın, özü sözü bir şekilde, doğru ve adil davranmasına DÜRÜSTLÜK denir.
Dürüstlük güven oluşturarak sağlam ilişkiler kurmayı, iç huzuru sağlamayı, özgüveni artırmayı ve toplumda saygın bir yer edinmeyi sağlayan en temel insani erdemdir. Yalanı ve hileyi ortadan kaldırarak şeffaf bir yaşam sunar, ahlaki netlik kazandırır ve hem kişisel hem de profesyonel başarı için gerekli olan güvenilirlik geçmişini oluşturur. İslam'da dürüstlük, imanın temel bir parçasıdır. Kur'an, müminlere doğruyu söylemeyi ve dürüstlükle hareket etmeyi emrederken, Peygamber Muhammed (sav) dürüstlüğün doğruluğa ve cennete götürdüğünü öğretmiştir.İslam, dürüstlüğü teşvik ettiği gibi, dürüst olmamayı da şiddetle kınamaktadır. Yalan söylemek, hile yapmak ve aldatmak büyük günahlar olarak kabul edilir ve bunların hem bu dünyada hem de ahirette ağır sonuçları vardır. Yalancı, sadece başkalarının güvenini ve saygısını kaybetmekle kalmaz, aynı zamanda Allah'ın rahmetinden de uzaklaşır.
Kasabada Ayşe teyze evde tereyağı yapıyordu. Kocası da tereyağını her gün yakınlarında bulunan Ahmet Bakkala gidip satıyor geçimlerini bu şekilde sağlıyorlardı. Ahmet bakkal Ayşe teyzenin eşinin getirdiği tereyağını hiçbir zaman tartmıyordu. Ahmet Bakkal birgün acaba diyerek şüphesini tartmakla gidermeye çalıştı. Tereyağı tartıldı ve 900 gram geldi. Bu duruma öfkelenen Ahmet Bakkal yarın tereyağını getiren yaşlı adama bunun hesabını sorar alışverişimi keserim dedi.Ertesi gün yaşlı adam elinde tereyağıyla içeri girer. Ahmet Bakkal yaşlı adamı sert bakışlarıyla karşılar ve bir daha senden alışverişi kesiyorum diyerek sert çıkar.Yaşlı adam üzülerek efendim bir yanlışımımı gördünüz der. Ahmet Bakkal yaşlı adama dönerek senden almış olduğum tereyağını tarttım 900 gram çıktı Bu yaptığın ayıp değilmi der. Yaşlı adam utanarak başını öne eğer ve efendim bizim terazimiz yok senden bir kilo şeker almıştık onu tartı olarak kullanıyoruz der.Ahmet Bakkal bu cümlenin karşısında yüzü kızarır utancından ne yapacağını şaşırır.
Dürüstlük böyle birşeydir işte ne ekersen onu biçersin.
Yalan söylememek, verilen sözleri tutmak hataları üstlenmek, dedikodu yapmamak, başkalarının hakkına saygı duymak ve kimsenin görmediği anlarda bile doğru olanı yapmaktır. İşte Bu değerler dürüstlüğü ve güveni inşa eder. Dürüstlük, hem ruhu rahatlatan hem de insanı onurlu kılan en değerli erdemlerden biridir; elmas gibi parlar, zor zamanlarda sığınılacak güvenli bir limandır. Doğru ve dürüst konuşan birinin sözüne inanmak için yemine ne gerek yoktur; doğruluğu zaten bellidir. Cumamız mübarek olsun. Hayırlı Cumalar dilerim. Malik BİBER