Bu onu üçüncü görüşüm olacaktı. Dört yıl önce verilen yemek sonrası bir defa da kendisini vekil olduktan sonra mecliste ziyaret etmiş, hayırlı olsun dileklerimizi iletmiştik. Bu ziyaretin de üstünden üç yılın üstünde bir zaman geçmişti. O ziyareti biraz da İzmir’ li meslektaşlarımızın ısrarı ile yapmıştım. Zira nedendir bilmiyorum ama hem Ankara hem de Ankara’nın göbeğindeki bu bina bana hep oldukça kasvetli, soğuk ve insanı, insanilikten uzaklaştıran bir esrarı varmış gibi gelir ve görev icabı gidişlerimde bile gece yarısı bile bitse görevim, arkama bakmadan döner gelirdim. Galiba ben de üstat Yahya Kemal’ den etkilenmiş ve Ankara’nın en çok, dönüş yollarını sevmiştim! O ziyarete giden meslektaşlarım içinde onu en az ben tanıyordum ve ikinci görüşümdü. Onlar ısrarla kendilerinin de böyle alışkanlıkları olmasa bile Selçuk Özdağ’ ın bunu fazlasıyla hak eden, farklı biri olduğunu vurguluyorlardı. O Selçuk Özdağ işte şimdi rahatlıkla söyleyebilirim ki ne o ziyarette arkadaşlara değiştiğini yansıtmıştı ne de şimdi bana değiştiğine dair en ufak bir emarede bulunmuştu. Sanki kırk yıllık bir dostunu, kardeşini karşılar gibi yanındakilere rağmen ayağa kalkarak, girdiğimiz kapıya doğru hamle yapmış ve kollarını açarak sarılmıştı. Kendi ifadesiyle dört yıldır hiç aksatmadan yaklaşık her hafta yaptığı gibi geleneksel hale getirdiği halk gününde vatandaşları dinliyordu. Aç olup olmadığımı sorup tok olduğumu öğrendikten sonra da:” Merak etme, biz seni acıktırmasını bilir ve birlikte birazdan yemek de yeriz” demiş ve halk gününde kendisini bekleyen vatandaşları sabırla dinlemeye devam etmişti. Manisa’nın yaklaşık her ilçesinden gelen vatandaşlar vardı o gün. Bazı ilçelerden gelen vatandaşların istekleri beni çok şaşırtmıştı. Adam ilçesinde görevli PTT memurunun mesaisine geç geldiğini, partiye gönül veren bir vatandaş olarak vekilden bunu PTT il müdürüne iletmesini, emekliliğini ilçesinden sorgulattığını ama yanlışlık olduğunu düşündüğünden vekilden SGK il müdürü ile görüşerek gerçeği öğrenmek istediklerini belirtenleri ben şaşkınlıkla, o heyecanla ve dikkatle dinliyordu. O ilçelerin bir kısmından çıkan yine iktidar milletvekilleri vardı. Hatta her ilçede, ilçe teşkilatları vardı ve birkaçına bu vekillere ve teşkilatlara bu şikâyetleri iletip iletmediklerini sorduğunda aldığı cevapları bana da göstermek istercesine işaret ediyordu. Çoğunda ilgili bürokratı makamından, evinden, Ankara’dan bile olsa danışmanına arattırıyor ve sorularını sorup bu şikâyetleri vatandaşların da yanında bizzat yerine iletiyordu. Ankara’daki ziyarette de görmüştüm. Her vekilin yanına sadece seçildiği ilçenin, ilin vatandaşları gelirken, onun kapısında ise Manisa’nın tüm ilçelerinden, Muğla’dan, Kırıkkale’den, İzmir’den, Ankara’dan, Elazığ’dan, Trabzon’dan, Büyük Birlik Partisi’nden bile gelenler vardı. Bunların bir kısmının bir iş, bir ihtiyaç için geldiği belliydi ama içlerinde sırf onu ziyaret için gelmiş olanlar da az değildi. Bekleyen başka vatandaşın kalmadığını danışmanından öğrendikten sonra koluma girerek tek tek Muğla’daki, İzmir’deki meslektaşlarımın hatırlarını sordu. Benim bile hatırlamakta zorlandığım birçok isim o yoğunluğuna rağmen onun hafızasındaydı. Cep telefonuna gelen çağrılara ve mesajlara kısaca göz gezdirdikten sonra danışmanına uzatarak bir süre benimle hasret gidereceğini belirterek bizim gözümüzden bölgeyi, ülkeyi, dünyayı sordu. Sonra da bulunduğumuz yerden göründüğü kadarıyla Manisa’yı sordu. Milletvekili sayısının bir eksildiğinden bahisle, bir de belediyenin MHP’ ye geçmiş olması dolayısı ile MHP’nin biraz kıpırdadığını, ancak MHP içinde de emanet CHP oylarından dolayı yaklaşan seçimdeki dağılımın 3+3+3 şeklinde olabileceğini ama MHP’ nin bir vekilinin de az bir çalışma ile Ak Partiye gelebileceğini söyleyince derinden bir of çekerek, arkadaşlarının da, teşkilatların da çalışmadığını, bu tespitini bile kimseyle paylaşamadığını, bir önceki yerel seçimde hafif dille bunu paylaştığı için de kendi teşkilatı tarafından bile yanlış anlaşıldığını ve hedef alındığını belirtti. Bizden biraz uzakta bir masada, şoförüyle birlikte oturan danışmanı elindeki cep telefonu ile gelerek bir bakanın aradığını söyleyince telefonu alarak konuşmaya başladı. Az önce aradığı bir vatandaşın işi ile ilgili Genel Müdüründen aldığı bilgi üzerine arıyormuş sayın bakan. Bu arada danışman bir yandan da o telefonla görüşürken önüne A4 bir kağıt da bıraktı ve uzaklaştı. Kağıda göz gezdirdiğimde bunun Manisa İl Seçim Koordinasyon Başkanlığınca hazırlanan haftalık gezi faaliyet programı olduğunu gördüm. Dokuz milletvekili adayının 25-31 Mayıs tarihleri arasında hangi gün, hangi ilçeye gideceği, hangi saatlerde hangi programlara katılacakları tablo halinde gösteriliyordu. Telefon görüşmesi bitip telefonu danışmana uzatırken programın yeni mi geldiğini sorup evet cevabını alınca kısa bir göz gezdirerek önüme uzattı. -Şuna bir bak kardeşim! Nasıl adil davranıyor bizim SKM. Diğerleri ancak bir ilçe ve bütün programlarını merkezde yaparken, Allah aşkına bir de benim programa bakar mısın? Az önce o gözle bakmamıştım gerçekten. Ama şimdi görüyordum ki dedikleri doğruydu ve en uzak ilçelerden dört tanesi, bir hafta içinde sadece ona yazılmıştı. Diğer adayların programlarında ise en fazla iki ilçe yazılmıştı. Yemeklerimizi yedik, o namazını da kıldı ve teklifini de yaptı. Benden üç, olmazsa iki gün hiç olmazsa birkaç ilçeye gidip biraz gözlem yapmamı ve kendisiyle paylaşmamı istedi. Benim tespit ve değerlendirmelerim için, birlikte çalıştığım müdürlerimden olumlu bilgi aldığını öğrenmiş olduğumdan, böylesine önemli birinden gelen bu teklifi doğrusu beklememiştim. Yarın, gerekli görüşmelerimi yapıp kendisini arayacağımı söyledim ve onun da programlanmış bir canlı yayın programı olduğundan ayrıldık. Ertesi günü teklifini kabul ettiğimi, gelip iki gün ilçelerde çalışabileceğimi söylediğimde mutluluğu görülmeye değerdi. Tam üç gün sonra sabah 10.00 gibi bu sefer kiralamış olduğum aracımla Manisa’ya geldiğimde evinin yakınındaki kahvaltı salonunda yine ekibinin içinde iki kolumdan tutup gözlerime bakarak: -İnan; senin gibi arkadaşların yapmış oldukları bu samimi gayretlerin ve fiili duaların sayesinde ayakta duruyoruz. Fedakârlığın için teşekkür ediyorum kardeşim. Değerlendirmelerini bekliyorum. Gideceğim ilçeleri de kendim belirlemiştim. Daha önce görmediğim ilçeleri de bu vesile görmüş olacaktım. Mayıs ayının da sonuna gelmiştik ama beklenen yaz sıcaklarından henüz ses seda yoktu. Sonrası mı? Sonra….