I M G 20260426 W A0011

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Manisa Şubesi olarak, hafta sonunda Manisa-İzmir yolu üzerinde yer alan Oba Yörük Türkmen Kültür Merkezi’ne anlamlı bir kültür gezisi düzenledik. TDED Manisa şubesinden üyelerimiz ve eşleri ile birlikte 45 kişilik bir grup olarak yörük çadırında buluştuk. Ege Yörük Türkmen Federasyonu Başkanı Ramazan Dumanlı ve ekibi bizleri karşıladılar. Başkan Ramazan bey, Sancaklı Yörükleri Derneği üyeleri Emine Göbeklioğlu ve Ahmet Göbeklioğlu ile diğer ekip üyelerinin hazırladıkları kahvaltılarımızı birlikte yapıp, çaylarımızı birlikte yudumladık.

Ege Bölgesi İzmir Yörük temsilcisi Ramazan Pulat, merkezin tarihi ve kültürel önemi hakkında bilgi vererek ekibimizi Yörük Türkmen Federasyonunun öncülüğünde yapılan çadır ve müze hakkında aydınlattı.

TDED Manisa Şube Başkanı olarak ben yörük kültürü ve yaşamına dair bilgiler paylaştım. Ben de bir Gacar Yörüğüyüm. Yörük kültürü ile büyüdüm. Yörük dediğin mert olur. Yörüklerin adetlerini gelecek nesillere aktarmamız gerekir. Yörüklerde hırsızlık bilinmez; güven ve misafirperverlik en önemli değerlerdir.

Yörükler Karacaoğlan ve Dadaloğlu’nun şiirlerinde “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” sözleriyle anlatılan, sıcakkanlı, hoş sohbetli, fedakar, cömert, kahır çeken, azla yetinmeyi bilen, hayata umutla bağlı, doğaya saygılı, misafirperver insanlardır.

Atatürk’ün “Arkadaşlar! Gidip Toros Dağları’na bakınız, eğer orada bir tek yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki, bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez”. diye tarif ettiği vatanına, bayrağına, ezanına yürekten bağlı, özgürlüğüne düşkün,dağların bekçisi diye tarif edilen yörüklerin sayısı her geçen gün daha da azalıyor. Ama bu kültürü gelecek kuşaklara aktarmak, unutulmamasını sağlamak için kalem oynat benim gibi yörük çocuklarının boynunun borcudur.

Bazlama, keşkek, bükme ve yanında ayrana dayanamazlar. Yolunuz düşerse bir gün, bir yörük obasına, bir çoban yanınabiraz sohbet muhabbet edin. Sırtındaki torbasından çıkarıp sizinle paylaştığı kese yoğurdunun, yufkanın arasına dürüm yapılmış çökeleği yediğinizde oradan ayrılmak istemezsiniz.

Yer sofrası, bulgur aşı, tarhana, ayran, höşmerim denince ilk akla yörükler gelir. Misafirperver ve yardımsever insanlardır. Büyüklerine hürmeti ve saygıyı törenin en önemli kuralı bilirler. Hırsızlık nedir bilmezler. Kapılarına kilit vurmazlar. Rahmetli Emine Ebem “Kuzum kapının tırkazını geçirmeyi unutmayın” derdi. Kapıyı kilitleyin demezdi. Yunus Emre’nin izinde Anadolu’yu karış karış gezerken ahlaklı olmayı en önemli husus bilirler. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi esastır. Sofraya birlikte oturulur, birlikte kalkılır. En yaşlı kişiye herkes saygı duyar. İstişare ve imece ile işlerini yürütürler.

Yörüklerin müziğimiz türkülerimizdir. Düğünleri hala davul zurna ile yapılır. Milli içecekleri ayran, dost ile birlikteolduklarında her gün bayramdır. Ana yemekleri bulgur aşı ve keşkektir. Çiçekleri kekik, kuşları keklik, ekmekleri bazlama, çorbaları tarhanadır. Muhabbet ve hoşgörü ikliminde yetişen nesillerinde düşmanlık yoktur. Küslük başındaki yaşmak kuruyana kadardır.

Derelerden söğüt, atalardan öğüt alarak büyüyen biz yörüklermisafirperver insanlardır. Misafirsiz sofraya oturmazlar. Her geleni Hızır ve Tanrı misafiri kabul ederler.

Tam bir yörük olan Emine ebem yaptığı bir leğen bazlama ekmeğinin bir kısmını göz hakkı diye dışarıda oynayan çocuklara, bir kısmını da kokusu gitmiştir diye konu komşuya dağıtırdı. Onlar yemeğini komşuları ve yoldan geçenle paylaşırken şimdi insanımız mükellef sofralarda çektikleri resimleri sosyal medyada paylaşıyor.

Öğretmenimiz bir gün derste sordu, “Siz hangi yörüklerdensiniz? diye. Bilemedim. Osman dedeme sordum. Dedi ki, “Evladım silahın Macarı, saatin Nacarı, yörüğünGacarı meşhurudur. Biz Gacar yörüklerindeniz” demişti. Oğuzlar Bozoklar ve Üçoklar diye ikiye ayrılıyor. Bozokların Bayat boyuna bağlı bir yörük boyu Gacarlar.

Yörüğe sormuşlar “Nerelisin, poyraz esen sazlık yerden mi? Yoksa keklik öten kekik kokan yerden mi? Biz keklik öten kekik kokan yerdeniz.

Yörük kültürü ham çökelektir, yayladır, katar katar develer, koyunlar ve keçilerle yola düşmektir. Rengarenk kilimdir, çuldur, kıl çadırdır. Yörüklük kardeşliktir, barıştır, birlik ve beraberliktir. İmece demek, yardım demektir. Tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak ve hep birlikte Türkiye olmak demektir.

Yörükler artık yaşam şartlarının zorlaması ile yerleşik hayata hatta şehirlere mecbur kaldılar. Yörüklerden doktor, hakim, kaymakam, mühendis, işçi, her şey çıkar bir tek şey hain çıkmaz.

AK Parti Kula'da Mahalle Başkanları Toplantısı gerçekleştirildi
AK Parti Kula'da Mahalle Başkanları Toplantısı gerçekleştirildi
İçeriği Görüntüle

Bir televizyon programında izlemiştim. Mersin’de bulunan ve Türkiye’nin son konar-göçerleri olan Sarıkeçililer’den Özgül adında bir keçi çobanı ile yapılan röportaj büyük dersler içeriyordu. Nefis peşinde koşmanın mutluluk getirmeyeceği mesajını veren Özgül mutluluğu, " Olmayana takılıp da olanları da kaybetmek istemem. İnsanın hiçbir istediği olmasa umutsuz bir yaşam olur ama her zaman da bu olsun, şu olsun, nefis peşinde de koşulmaz. İlkel bir felsefe, düşünce değil bu. Karnın doyuyorsa, sevdiklerin de yanındaysa gerçekten mutlu bir insansındır." ifadeleriyle anlatmıştı.

Gelecek nesillere yörüklerin saygısını, dilini, kelimelerini ve deyimlerini, çevreye saygısını, toprak ile dostluğunu, hayvan sevgisini, mertliğini, çalışkanlığını, dürüstlüğünü aktarmaya mecburuz.

Konuşmaların ardından TDED Ney ekibimiz kısa bir müzik dinletisi sundu. Dombra sanatçısı Vedat Fatih Can ise dombrasının eşsiz sesiyle katılımcılara keyifli anlar yaşattı.

Ege Bölgesi Yörük Türkmen Federasyonu temsilcisi Ramazan Pulat rehberliğinde Yörük Türkmen MüEsini gezdik. Yörük Türkmen Merkezi içerisindeki bulunan etnografya müzesi diyebileceğimi giyim kuşamdan her türlü özel ve ev araç gereçlerinin bulunduğu müZenin ülkemizdeki bu alandaki en büyük ve en fazla obje içeren müze olduğunu öğrendik. Merkezde, 500 metrekare kapalı alanlı kıl çadırda Türk devletlerinin bayrakları, çeşitli yöresel giysiler, heybeler, tarım aletleri, keçe ve dokuma halılar, silahlar, kağnılar ve binlerce folklorik eser sergileniyor.

Buradan yolu geçenleri kısa bir mola vererek Yörük Türkmen Merkezi e içerisinde bulunan müzeyi ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum.

Program sonunda derneğimize ait dergileri Ramazan Dumanlı’ya takdim ettik. Bu kültürel gezinin çok faydalı ve öğretici olduğunu düşünüyorum, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Derneğimizden geziye katılan tüm arkadaşlarımıza ve ailelerine teşekkür ediyoruz. Bize ziyaretiniz sırasında ev sahipliği yapan Ramazan Dumanlı, Ahmet Göbeklioğlu, Emine Göbeklioğlu ve diğer hizmet edenlere şükranlarımızı sunuyoruz.

Ney ekibimize ve dombra sanatçımıza müzik dinletileri için çok teşekkür ediyoruz. Her programda olduğu gibi fotoğraf ve videolarımızı çeken Oktay ve Sevgi Karaduman kardeşlerimize kalbi şükranlarımızı iletiyoruz. Yine fotoğraflarımızı çeken Fahrettin Uçmaz’a, programı baştan sona planlayan ve organize eden Kemal Oburoğlu ve eşine, Her aşamasında katkılarını ve fedakarlıklarını esirgemeyen Hikmet Uysal’a ayrı ayrı olmak üzere tüm üyelerimize ve üyelerimizin eş ve ailelerine katılımları için ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.

Tam anlamıyla mükemmel bir organizasyondu. Bu gezimiz ve ziyaretimiz daha nice başarılı kültürel geziler yapabileceğimizi göstermiş oldu.