Bugünlerde en büyük ihtiyacımız, her yaşanan olay karşısında ruhumuzun bocalamasını teselli edip diri tutacak şairlerimizin yanı sıra Yunuslar, Pir Sultan Abdallar, Aşık Veyseller, Mahsuniler, Ozan Arifler ruhumuza ve yüreğimize üfleyecek gönül erleri lazım. Yoksa güvendiğimiz dağlara kar yağdı, güvendiğim dal kırıldı gibi söylemlerin arkasına sığınır dururuz. Gördüğüm kadarıyla bu sığınmacılığımızı bir gelenek haline getirmişiz bile. Bu kadar muhteşem bir tarihi mirasın üstünde oturacaksın imparatorluk geleneğinden geleceksin (Hun, Göktürk, Selçuklu, Osmanlı İmparatorlukları) yoğun bir nüfusa sahip olacaksın. Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan köprünün sahibi olacaksın yetmedi başka ülke insanının okuyarak kazanamayacağı kültür mirasının üzerinde oturacaksın bir bakıyorsun ki olman gereken yerde değil, çok gerilerdesin.

Büyük devlet olmanın yolu biraz teknoloji, biraz para, ama tam demokrasiyi yaşamana ve yaşatmana bakar. Devleti büyük yapabilirsin ama büyük milleti oluşturman gerekiyor bu büyüklüğü de ancak ve ancak ahlaki değerleri yüksek ve geçmişinde kara lekesi olmayan eğitimin ve öğreniminin önemini kavrayan dik durabilen, eğilmeyen gücü kendinde gören kendinden emin bireyler oluşturmak. Kurtarıcı arayan değil, herkesin kendi kendinin kurtarıcısı olduğu bir insan yapısı. Bunu nasıl sağlarsınız sorusunun cevabı elbette tam demokrasidir.

Siyasi partilerimiz demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarıdır ama kendi içlerinde demokrasiyi sevmezler. Bir makama gelen bireyler bir daha o makamdan ayrılmak istemezler. Uyduruk yasalarla kendilerine makamları, mevkileri kalıcı kılarlar. Kendileri ile eşit imkanlara sahip üyelerini kapıkulu yaparlar. Eğilmeyene mama yok derler “ağaç yaşken eğilir” öyleyse gelir gelmez eğeceksin. Adam Partinin kapısından içeri girerken bu işi yapmazsan başına bela olabilir. Senin makama göz koyabilir mantığı ile hareket edeceksin. Ve bunun adına demokrasi diyeceksin yetmedi kapıkulu geleneğine direnen yalakalık yapmayan dik olduğu kadar da birikim donanıma sahip olanları potansiyel tehlike göreceksin ve bunun gereğini yapacaksın ondan sonra da güçlü millet diyeceksin. Yok öyle bir güçlü millet kimse kimseyi kandırmasın. Toplum değerlerimiz bilhassa ahlaki değerlerimiz büyük bir erozyon geçiriyor. Eğilen, yalakalık yapan, yalan konuşan bir yapıyı ülke yönetimine egemen yapmaya uğraşıyoruz ve bunun yolunun nereden geçtiğini de görüyoruz. Biz de böyle her aday olabilen tiplere bir bakın Allah aşkına adam vekilliğe aday, Belediye başkanlığına aday, meclis üyeliğine aday, yetmedi muhtarlığa bile aday. Birinden biri mutlaka olur bu işi kıvırmanın yolu yalakalıktan geçtiğini de çok iyi bilen bir toplumsal yapı oluşuyor. Siyasi parti farklılıkları ortadan kalkıyor.

A Partisi, B Partisi, fark etmiyor. Aday olabiliyorsa ha katı merkeziyetçi ha Ademi merkeziyetçi bir parti fark etmiyor. Aday gösterilsin de nerden olursa olsun işte mantık bu ve bu toplumsal yapıdan güçlü bir millet çıkaramazsınız. Her dönem vekil her dönem makamlarında olanlara halkımız da ancak şunu söyleyebiliyor; yahu siz “Sadrazamın Sol’undan mısınız.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Müşerref Türk 3 yıl önce

İçinde bulunduğumuz durum bu kadar güzel anlatılırdı.Bunları yazmak yürek ister. İsmail bey, yüreğinize kaleminize sağlık.

Avatar
Kemal Var 3 yıl önce

Bu yazı harika. Olsa olsa kitabın ortasından okuma olur adı. Ama nafile. Kim benimserki?

banner42