Yaşadığımız bu asırda iyilik hikayeleri duymaya her zamankinde daha çok muhtacız. Adına metropol denilen kasvetli şehirde yorgun argın eve döndüğümüzde, huzur yuvası olarak gördüğümüz hanemizde yapabileceğimiz en güzel şey çorbamızı içip bir köşede çaylarımızı yudumlarken, “şimdi huzurla televizyon ekranlarında güzel bir şeyler izlemek lazım” diyorsanız yanılıyorsunuz. Hangi kanalda izlenecek huzur veren programlar var? Hangi kanalda kavga ve gürültüden uzak haberler mevcut? Hangi kanal iyilik hikayelerini ekrana yansıtıyor? Varsa yoksa şiddet, kavga, trafikte yaşanan can sıkıcı görüntüler, darp, gasp, şehir magandalıkları, dalavere ve dolandırıcılık haberleri.

Haberler bitiyor, tamam şimdi güzel bir şey çıkar derken başlayan tartışma programlarında havanda su döğme seansları. Her akşam aynı simaların ekranlarda arz-ı endam etmelerinden sıkıldı bu millet. Kendilerini her işin uzmanı gören bu kişilerin her konuda ahkam kesmelerini, fetva vermelerini izlemekten gına geldi. Yahu bu ülkenin başka sorunu kalmadı mı? Şarlatanlar, sürekli başkalarına çamur atanlar, milletin huzurunu bozanlar, ekranlarda birbirlerine edepsizce saldıranlar olmasa millet televizyon izlemez mi? Yapımcılar reyting denilen kaygı olmadan doğru düzgün program yapamaz, haber içeriği hazırlayamazlar mı?

Aslında yaşadığımız toplumda insanın içini ısıtacak, yüreğini kıpır kıpır edecek iyi şeyler de oluyor. Mahalle bakkalından veresiye defterini alıp insanların borcunu ödeyenler, köy köy dolaşıp çocukların ayaklarına sıcacık ayakkabılar giydirenler, köy okullarına gidip oradaki çocuklara masal anlatanlar, o köyden de bir alim çıkabileceğini genç dimağlara belletmeye çalışanlar var bu ülkede. Soğuk kış gününde sabahın seherinde camide buluşup namaz sonrası bir tas çorbanın etrafında diz çöküp güzel hikayeleri dinleyenler var bu diyarlarda. Evinde hazırladığı çorbayı, yaptığı bi tepsi kek ya da böreği yaşadığı şehirdeki kütüphaneye götürüp oradaki gençlere ve çocuklara ikram eden vefakar insanlar var bu memlekette. Okuduğu kitabı bir kenara atmayıp derleyip toplayıp köy okullarına gönderen güzel yürekli insanlar var bu toplumda. Neden bunlar haber olmaz? Neden bu iyilik hikayeleri ekranlara yansıtılmaz? Çok mu değersiz bu hareketler?

Bize ait olmayan, gereksiz, anlamsız hikâyelerle doluyuz. İnternet, televizyon, hatta bazı kitaplar kendi hikayelerimizin üstünü örtüyor. Oturup konuşsak hatırlayacağız kendi hikayelerimizi. Gelin güzelliklere talip olalım. Gelin yeniden bir sofranın etrafında buluşup sıcak çorbamızı içerken ailecek muhabbet edelim. Gelin kütüphanelerde çay simit sohbette buluşalım. Gelin ekran bağımlılılığından kurtulup yüz yüze konuşalım, birbirimizi anlamaya çalışalım. Kavganın ve şiddetin olmadığı huzurlu bir dünyanın var olabileceğini gösterelim. Zor mu bütün bunlar? Hayır zor değil. Dünyayı değiştirmenin yolu kendimizi değiştirmekten geçiyor. Dalga dalga yayılacak iyilik hikayelerinin yolu küçük bir iyilikten, güzel bir sözden başlıyor. Haydi ne duruyoruz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42