Yediğimiz gıdalar üzerinde yapılan hileleri düşündüğümde dağlara, yaylalara kaçasım geliyor. İnanılmaz şeyler söylenince dehşete kapılmamak mümkün değil kendimi bunlardan nasıl soyutlayabilir nasıl korunabilirimin soru işaretlerinin beynimde oluştuğunu düşünüyorum. Sağlık sektörümüz hastalara hizmet veriyor ama hastalıkların nereden kaynaklı olduğu konusunda bir araştırma dahi yapmıyor, yapamıyor. Çünkü ne zamanları ne de elemanları mevcut değil varsa yoksa parti teşkilatlarına ziyaret var olan hastaneleri sözde denetliyor. Bazen temel atma törenleri, bazen de açılışlar.

Dehşete kapılmamak mümkün mü?

-Süt ve süt ürünlerine melamin tozu katılıyor.

-Zeytinyağımıza bazı kalitesiz yağların katılması.

-Küflenmiş peynirler iade edilip tekrar eritilerek eritme peyniri olarak tekrar soframıza gelmesi.

-GDO’lu ürünlerin bile bile markette satılması.

-Tereyağına nişasta ve margarin katılması.

-Sucuklara at, eşek, sakatat ve tavuk katılması.

-Domates, biber ürünlere ucuz ve zehirli ilaçlar atılması.

-Şekere boya katılması.

-Zeytini karartmak için kimyasal ve boya katılması.

-Baharatlara bilumum ot ve saman katılması.

-Soyanın bir çok ürüne katılması. (Helva vs.)

-Yoğurda jelatin ve nişasta katılması.

-Köftelerde soya ve bulgur kullanılması.

-Salçalara konulan koruyucuların katılması.

-Artezyen suların doğal sulara karıştırılması.

-Zeytin ezmelerinin bozulmuş, çürümüş zeytinlerden yapılması.

-Çikolataya katılan bitkisel ürünler.

-Kurutulmuş meyvelere kükürt katılması.

-Daha sayılacak o kadar çok çeşitli ürün var ki ama biz burada duralım ve bu ürünleri üreten firmalar veya kişilere bugüne kadar ne gibi yaptırımların uygulandığını ssoralım?

Cevap verecek merci bulamazsınız ister istemez kafalarda soru işaretleri oluşuyor. Ve acaba Türkiye’de girdi maliyetleri çok yüksek, maliyetlerin düşürülmesi için yapıldığı varsayımı ile halkımız bunu bulup yiyemiyor, herkes yiyebilsin diye göz mü yumuluyor?

Ancak bu hilelerin yanında gerçek anlamda halka gerçek ürün yapmaya çalışan firmalarımız da mutlaka vardır. Yine soruyorum gerçek ürün yapanlarla sahte ürün yapanlar arasındaki haksız rekabeti nasıl önleyeceksiniz?

Bakanlıklarımız bu meseleyle uğraşacak zaman bulamıyorlar. O halde ne yapmamız gerekiyor. Sivil toplum örgütlerini bilhassa tüketici koruma derneklerini geliştirip, bilinçli tüketiciyi oluşturmamız gerekir. Bunun önünü kapatmışız. Mümkün gözükmüyor.

Bu firmalarla başa çıkılması için yeni denetleme şirketlerinin kurulması ve bu şirketleri denetleyebilecek bir üst denetleme şirketleri kurulması. “O da mümkün gözükmüyor”

Cezaları caydırıcı hale getirmek, tebliğlere aykırı hareket eden verilecek ceza bunu tek başına çözemeyeceğine göre işimiz Allah’a kalıyor. Çünkü terörle mücadele; sadece silahlı terörle mücadele ile algılanıyor. Oysa en büyük terör gıda ürünlerimizle yaşandığını algılamamız gerekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail Ünlü 6 yıl önce

Önemli bir konuyu gündeme getirmişsiniz, teşekkür ederim. Tarım ve Orman Bakanlığı ile TSE el ele verip gıda terörünü en aza indirgeyebilirler İsmail Bey.

banner42

Haber Sabah
Manset24 Haberleri
Haber Entel