Değerli Dostlarım Bugün 05.08.2022 Mübarek CUMA günüdür. Sözünde durma, verdiği sözlere bağlı kalma, özü ve sözü doğru olmaya AHDE VEFA denir.

     Birçok değer yargısının yozlaştığı, ahlakî erdemlerin unutulmaya yüz tuttuğu bir dönemde yaşamaktayız. Günümüzde terk edilen önemli ahlakî erdemlerden biri de ahde vefadır. Hâlbuki ahde vefa göstermek İslâm ahlakının en önemli evrensel ilkelerinden biridir.İnsanlar arası ilişkilerde güven unsurunun hâkim olması, ahde vefaya bağlıdır. Bu güven olmadan sıhhatli bir toplum hayatı mümkün değildir. Vefâ, sevilen veya sevilmesi gereken kimselere verilen değerin bir nişânesi ve bir dostluk borcudur. Müslüman şahsiyetine ait şiarların en mühimlerinden biridir. Peygamberlere, velîlere ve fazîlet sahibi kimselere âit bir husûsiyet olarak, beşerî hayata seviye kazandıran mânevî bir haslettir. Kur'ân'a göre ahde vefâ, îmân ederek ALLAH ile ahidleşmiş ve böylece hür iradesiyle kendisini sadakat yükümlülüğü altına sokmuş olan müminin ahlâkî bir borcudur. İster insanlara, ister ALLAH 'a karşı verilmiş olsun her ahid ve söz, yükümlülük şartlarını taşıyan her insanı borçlu ve sorumlu kılar. Bu sorumluluğun yerine getirilmesine ahde vefâ denilir. 

     Mehmed Âkif, kızının nikâh akdine çok sevdiği ahbâbından olan Bosnalı Ali Şevki Efendi’yi dâvet etmiş. Yaşlı hocaefendi bu dâvete biraz geç gelmiş ve gecikme sebebi olarak da Vefâ Yokuşu’ndan çıkışının biraz vakit aldığını söylemiş. Merhum Âkif de bu mâzereti, yerinde bir hakîkatle mezcederek mütebessim ve mânidar şekilde şöyle cevaplamış:

“–Hangi Vefâ Yokuşu’ndan bahsediyorsun hocaefendi? Şimdiki nesil, o yokuşu çoktan düzledi.”

     Âkif merhum, bugünkü toplumumuzu görse, kimbilir bu duygusuzluk karşısında nasıl feryat ederdi. Bugün insanlar, izleri silinmiş, unutulmaya yüz tutmuş iyilikleri, nefsânî arzularının galebesi sebebiyle hatırına bile getirmemekte ve ekseriyetle vefâ kelimesi, âdeta lügatte bir kelime ve sırf İstanbul’da bir semt adı olarak kalmış bulunmaktadır.

     Ahde vefa hususunda dikkat göstermek ve canı pahasına da olsa ahdini bozmamak kişinin imanın kemalini gösterir. Çünkü ahde vefa, kâmil müminlerin işidir. Vefasız olanlar, dönek tabiatlı, yalancı ve şahsiyeti zayıf kişilerdir. Bu kötü vasıflı kişilerle, ciddi işler, kan ve can isteyen davalar yürütülemez.Söz namustur. Kişi namusunu korumada ne kadar titiz davranırsa, sözünü tutmak konusunda da o kadar titiz olmalıdır. Söz vermeden önce iyi düşünmeli, söz verdikten sonra yerine getirememe endişesiyle adeta titremelidir. Şahsiyeti oturmuş insanlar, söz ve sır konusunda her zaman hassas davranmışlardır. İnsan söz vermeli ama asla sözünde yalancı çıkmamalıdır.

     Çiftler  evlenirken nikâh memuru: "İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta" diye çiftlerin birbirlerine verdikleri söz üzerine nikâhlarını kıyar. Bu ahidleşme aynı zamanda 'ömrüm boyunca iyi ve kötü günde yanında olacağım' demektir. Şu halde zaman içerisinde insan zengin iken fakir, fakir iken zengin olabilir. Veyahut herhangi bir sebepten hasta veya sakat kalabilir. İşte böyle zamanlarda çiftlerin birbirlerine tahammülleri, sevgi ve sadakatleri çok önemlidir. Unutmayalım ki bu gençler ALLAH 'ın emri Peygamberin kavli ile birbirlerine eş oldular.insanoğlu aile kurumu ile imtihan olmaktadır. Başkalarına örnek olan insanlar bazen aile sınavında sınıfta kalmaktadır. Aileyi bir bütün olarak görmek zorundayız. 

     Bir diğer ifade ile Vefa, yapılan iyilikleri unutmamak, aynıyla veya ziyadesiyle karşılık vermek, dostun cefasına katlanmak, hataları görmezden gelmektir. Toplumu ve aileyi ayakta tutan en önemli haslet, karşılıklı gösterilen vefa duygusudur. Anne-baba, eş, çocuklar, yakın-uzak akraba, hocalarımız, arkadaşlarımız ve benzeri üzerimizde hakları olan kişiler başta olmak üzere, birlikte yaşadığımız tüm insanlara karşı da vefakâr olmalıyız. Bu aynı zamanda kulluğumuzun da bir gereğidir. 

     Vefasız insan hak-hukuk tanımaz. Vefasız insanların sözüne güven olmaz. Vefasızlık beşerî ilişkilerin bozulmasına, insanlar arasında kin, nefret  ve öfkenin artmasına sebep olur. Vefasız insanların oluşturduğu toplumda huzur ve güven kalmaz. Vefanın yaygın olduğu toplumlarda ise, huzur, barış ve esenlik vardır. Toplum düzeninin sağlanmasında sosyal barışın temininde ahde vefanın büyük önemi vardır. İşte asrımızda insanlık her zamandan daha fazla bu ahlakî ilkeye muhtaçtır. Yeniden İslâm’ın evrensel değerlerine sahip çıkmalı, bu değerleri hayatımızda yaşayarak insanlara güzel örnek olmalıyız. Zira çağımızda insanlığın İslâm'ı güzel temsil eden hakiki mü’minlere çok ihtiyacı vardır. CUMA mız mübarek olsun. Hayırlı CUMA lar dilerim. Malik BİBER

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42