Manisa Kültür ve Tabiat Varlıklarını ve Çevreyi Koruma Derneği Başkanı Ali Suat Ertosun, Manisa’da, şehir gelişim planlamaları açısından nüfus kaldırma kapasitesinin çok üstünde bir yoğunluk yaşandığını söyledi. ”Şehir büyüyor, ancak bu büyüme ne doğayı koruyor ne de insanımızı” dedi.
Manisa Kültür ve Tabiat Varlıklarını ve Çevreyi Koruma Derneği Başkanı ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu eski Üyesi Ali Suat Ertosun’un Dernek Yönetim Kurulu üyeleriyle birarada yaptığı basın toplantısı Manisa Ziraat Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirildi.
Basın açıklamasında Manisa’nın çarpık sanayileşme ve altyapı eksiklikleri nedeniyle zehirli atıkların toprağa karıştığını ve çevre kirliliğinin özellikle kanser olmak üzere birçok hayati sağlık sorunlarına neden olduğunu söyleyen Ertosun, ”şehir âdeta kendi insanını yiyerek ayakta kalmaya çalışıyor.” dedi.
Basın açıklaması şöyle:
Manisa çevresel kirliliği Manzara-i Umumiyesi
Bugün Manisa’da, şehir gelişim planlamaları açısından nüfus kaldırma kapasitesinin çok üstünde bir yoğunluk yaşanmaktadır.
Plansız büyüme ve sanayi siteleri, maden ocakları ile hem toprağın nefesi kesiliyor hem de kentin doğal dengesi geri dönülmez biçimde zedeleniyor.
“Kimse sanayileşmeyelim, fabrikaya karşıyız” demiyor ama kontrolsüz büyüme, kalkınma-gelişme değildir. Bugünkü gibi yeraltı su kaynaklarını heba edersek çok yakında temiz su bulamayacağız!..
Madenler ve aşırı sanayi kullanımı ve tarımda vahşi sulama nedeniyle yeraltı su seviyeleri yüzlerce metre aşağı çekildi. Bu da toprağın tuzlanmasına ve obruk risklerinin oluşmasına zemin hazırlıyor.
JES’ler reenjeksiyon kurallarına uyulmadığında yeraltı sularını ağır metallerle zehirliyor.’
Bu sürecin bir önemli nedeni JES’lerdir -Jeotermal enerji santrali- Manisa ilinde her yıl 157 milyon metreküpü aşkın jeotermal akışkan yer altından emilmektedir.
Bu büyüklüğü daha iyi ifade edebilmek için bir karşılaştırma yapalım: 2024 yılında Demirköprü Barajı’nda kullanılabilir su miktarının yaklaşık 106.000.000 metreküp olacağı öngörülmüştür.
Buna göre, yalnızca Manisa’daki JES’ler, her yıl Demirköprü Barajı’nın yaklaşık 1,5 katı kadar suyu yeraltından çekmektedir. Üstelik özellikle Alaşehir ve Salihli hattında yoğunlaşan JES’ler, reenjeksiyon (kullanılan suyun yer altına geri verilmesi) kurallarına uyulmadığında yeraltı sularını ağır metallerle zehirliyor. Çıkan buharın nem oranını değiştirmesi ise doğrudan üzüm bağlarında kalite kaybına ve hastalıklara yol açıyor.
Hatta jes’lerin neden olduğu nem artışından dolayı ilkbahar donları (inversiyon) daha geniş alanda etkili olmakta, bağlarda mildiyö epidemisine ve hasat döneminde ise sergilerde kalite kaybına sebebiyet vermektedir.
Jeotermal santrallerin yarattığı çevresel kirlilik bir yana bırakıldığında bile, yalnızca bu su tüketimi dahi sürdürülebilir değildir.
‘Manisa’da Hava Kirliliği Kapanı Yaşanıyor!’
Manisa’nın çevre felaketlerinden biri de çarpık sanayileşmedir. Çarpık sanayileşme ile imar kaosunun bedeli ileride çok daha ağırlaşacaktır.
Nitekim altyapı imkanları sınırlı Manisamızda sürekli kontrolsüz sanayi alanı tahsisleri yapılmaktadır. Manisa kent merkezi, doğudan batıya kuş uçuşu yaklaşık 50 km.lik bir hat boyunda Turgutlu, Bağyurdu, Kemalpaşa, Manisa, Muradiye, Çiğli ve Menemen Organize Sanayi Bölgeleri ile yeni kurulacak Sancaklı Bozköy Sanayi Alanı’nın ortasında, 7 OSB ve 1 Sanayi Alanı arasında sıkışmıştır. Manisa OSB 8, Muradiye OSB 3. kısımlara kadar büyüdüğünden bu sayıyı 17 olarak belirlemek isabetli olacaktır. Sanayi alanları ile oturma alanları ve toplu konut alanları iç içe geçmiştir. Arada küçük ve orta boy sanayi sanayi siteleri de bulunmaktadır.
Bu durum kent yaşamı, trafik, konut, alt yapı, kamu hizmetlerinden yararlanma, nüfus artışı, çevre kirliliği, halk sağlığı vb. yönlerden Manisamız için büyük sorunlar yaratmaktadır. Fabrika bacalarından çıkan gazlar, Manisa gibi dağların arasına sıkışmış şehirlerde ciddi bir sorun oluşturur, nitekim Manisa Türkiye’nin havası en kirli şehirlerinden biridir; çünkü kükürt dioksit (SO2) ve azot oksitler (NOx) gibi gazlar Spil Dağı ile Yunt Dağı arasında kalan ovada hava sirkülasyonu az olduğunda ‘hava kirliliği kapanı’ oluşturur.
‘Deşarj sularda ağır metal kirliliği Var’
Benzeri sorunlar sadece merkez için değil diğer ilçelerimiz için de söz konusudur. Çünkü bu sanayi tesisleri hem devasa miktarda su tüketir hem de bu suyu kirleterek doğaya geri verir. Eğer deşarj sularda arıtma yapılmazsa doğaya ağır metal kirliliğine sebebiyet vermektedir, örneğin tekstil, metal ve elektronik sanayisinden çıkan atık sular; kadmiyum, kurşun, cıva ve krom gibi ağır metaller içerir. Bu maddeler arıtılmadan veya yetersiz arıtmayla hele yağışlarla birleştiğinde asit yağmuru olarak toprağa iniyor, Gediz Nehri’ne deşarj edildiğinde suyun biyolojik hayatını bitiriyor.
Aynı tehlike Akhisar ve Kırkağaç ovaları için de söz konusudur.
Buradan zehirli tarım ilaçları ambalajlarının kullanımından sonra doğaya atılmaması, geri kazandırılmasının önemini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.
‘Şehir büyüyor ancak bu büyüme ne doğayı koruyor ne de insanımızı’
Bir kez daha ve güçlü bir şekilde uyarıyoruz;
Manisa’nın, özellikle Manisa Büyük Ova Koruma Alanı içerisinde kalan tarım arazilerinin sanayi alanı olması, altyapı ve nüfus yoğunlaşmasıyla beraberinde büyük sosyo-ekonomik sorunlar doğuracaktır.
Şehir büyüyor ancak bu büyüme ne doğayı koruyor ne de insanı merkeze alıyor; altyapı eksiklikleri nedeniyle zehirli atıklar toprağa karışıyor, kirlilik özellikle kanser olmak üzere birçok hayati sağlık sorunlarına neden oluyor; şehir âdeta kendi insanını yiyerek ayakta kalmaya çalışıyor.
Derneğimizin İtirazları
OSB’lerin sebebiyet verdiği çevre kirliliği (özellikle Muradiye, Turgutlu ve Akhisar Zeytin İhtisas OSB ile İzmir ili Kemalpaşa ilçesinde bulunan, ancak atıkları ile Nif Çayı ve Gediz Nehrini kirletenlere karşı, birçok çevre faaliyetinde riskleri halkla paylaşmakta ve mümkün olduğunca hukuk mücadelesini sürdürmektedir.
Derneğimiz, çoğu müstakil olmak üzere diğer çevre dernekleri ve üyelerimizle altısı Manisa OSB, yedisi Muradiye OSB, üçü Sancaklıbozköy Sanayi Alanı, ikisi Marmara Gölü, biri Saruhanlı Dallas Çiftliği, biri Gördes Nikel, biri zeytinlikler olmak üzere çevre ile ilgili yirmi bir dava açmıştır. Bu davalardan dördü lehimizde, üçü aleyhimizde sonuçlanmış, lehimize neticelenen iki, aleyhimizde neticelenen bir dava kesinleşmiştir.
Kültür varlıklarımızla alakalı olarak, Manisa Hükûmet Konağına asansör yapılmaması, Gördes Ulucami ve Şehzadeler Teknik ve Anadolu Lisesi Atölye Binalarının tescili için üç dava açtık. Atölye binaları lehimizde, diğerleri aleyhimizde neticelendi. Kanun yolları ile ilgili süreç devam ediyor.
Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerini ayıran ve içindeki asırlık çınar ağaçları kurumakta olan tarihi ve mitolojik Çaybaşı Deresi’nin kurtarılması için mücadelemizi altı yıldır sürdürmekteyiz.
İzmir yolu üzerinde yapılmak istenilen 21 katlı imara karşı çıktık, itiraz ettik. Büyükşehir Belediye Meclisi bizim ve diğer itirazcıların itirazlarını kabul etmiştir.
Bunların dışında benim ve bazı Dernek üyelerimizin ferdi olarak yürüttükleri ve kazandıkları Muradiye Orman Fidanlığı, Beyaz Fil ve Moris Şinasi Hastanesi davaları da vardır. Keza yine benim sürdürdüğüm Manisa Pamuklu Mensucat davaları devam etmektedir. 30 Ocak 2026 günü tanıtımı yapılan Moris Şinasi Hastanesinin restorasyonu için Sağlık Bakanlığı bütçesinden 126 milyon lira ayrıldığını öğrenmiş bulunmaktayız. Temennimiz burasının bir iyilik ve vefa kurumu olarak çocuk hastanesi yapılmasıdır.
Kardeşim Süheyla Ertosun’un davacısı olduğu Turgutlu Çaldağı Nikel Madeni davası AİHM’de inceleme sırasını beklemektedir.
Manisamızın ilçelerinde kurulmak jeotermal enerjiye, zeytinliklerin yok edilmesine, İliç altın madeninde olanlara karşı çıkılmış, basın açıklamaları yapılmış, yapılan açıklamalara katılım sağlanmıştır.
Beyaz Fil Yıkılmasın Platformu ve Uluparkıma Dokunma Platformu ile ortak çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Size müjdeli bir haber vermek istiyorum. Derneğimiz ve Uluparkıma Dokunma Platformu kurucularından Semiha Hasgör’ün yaptığı itiraz sonunda, burada katlı otopark yapılmasından vazgeçilmiştir. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Belediye Meclisine teşekkür ederiz.
İdari yollardan Eski Manisa Devlet Hastanesi ve Çaybaşı Deresi üzerinde bulunan dört köprünün tescili sağlanmıştır.
Özetleyecek olursak; Derneğimiz tarafından çevre ile ilgili 21, kültür varlıkları ile alakalı üç dava açılmış, dördü lehimizde, üçü aleyhimizde sonuçlanmıştır. Bu rakamlara benim ve üyelerimiz tarafından açılan davalar dahil değildir. Muradiye Orman Fidanlığı dahil Manisa’da yaklaşık 10.000 dönüm tarım toprağı kurtarılmış ve sekiz adet taşınmaz kültür varlığının tescili gerçekleştirilmiştir. Tescili gerçekleştirilen taşınmazlar Çaybaşı Deresinde dört köprü, Moris Şinasi Hastanesi, Manisa Devlet Hastanesi, Beyaz Fil Binası ve Şehzadeler Teknik ve Anadolu Lisesi Atölye Binalarıdır.
Önerilerimiz
Amacımız ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği olan sürdürülebilir bir çevre ve tarım topraklarının kurtarılmasıdır. Tarım üzerinde durmamızın nedeni tarım ürünlerinin maliyetlerinin yüksek olmasının nedeniyle halkımızın iyi beslenememesidir.
Üzüntümüz, Devlet kuruluşlarından ve Belediyelerimizden gerekli desteği alamamamızdır.
Milli Eğitim İl Müdürlüğü, ana okulu ve ilkokullarda bitki ve tohum dersleri verme önerimize cevap vermemiştir.
Üyelerimizden Cenk Tülemek’in hazırladığı Tarzan Müzesi ile alakalı çalışmalarımız sürmektedir.
Bunun yanında Derneğimiz Manisa’nın kültürüne, tarihine, turizmine, çevresine ve şehir hayatına katkı sunmak amacıyla, üyelerimiz tarafından hazırlanan çeşitli projeleri ilgili makamlarla ulaşabildiği ölçüde paylaşmaktadır.
Örneğin Manisa Büyükşehir Belediyesi Atıksu Arıtma Tesisinden çıkan su ve kompost çamurun değerlendirilmesi (Bu konuda Derneğimiz Başkan Yardımcısı Orman Yüksek Mühendisi Abdülkadir Hasbutçu ve Üyelerimizden-önceki dönem Derneğimiz Sekreteri Meteoroloji Mühendisi Lütfi Vural’ın atık suların değerlendirilmesi için hazırladığı rapor Manisa Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyine sunulmuş, Kent Konseyi ile gerçekleştirilen ortak çalışmalar sonunda atık su için oluşturulan proje Manisa Büyükşehir Belediye Meclisine iletilmiştir. Bu konu, Büyükşehir Belediye Meclisinde görüşülüp karara bağlanacaktır. Aynı rapor daha önceden MASKİ Genel Müdürlüğüne de verilmiştir. Kompost çamurla ilgili çalışmalar devam etmektedir
Diğer bir projemiz de üyelerimizden Cenk Tülemek tarafından Kale bölgesinde, Fetih Mescidi çevresinde, doğal ve tarihi dokuya zarar vermeden hayata geçirilmesi planlanan Manisa Tarzanı Müzesi (Anı Evi) ve Çay Bahçesi projesidir. Bu çalışmayla hem Manisa Tarzanı’nın hatırasının yaşatılması hem de Manisalılara nefes alabilecekleri yeni bir sosyal alan kazandırılması hedeflenmektedir.
Bir diğer projemiz; kentsel dönüşüm kapsamında yeniden yapılanan İshak Çelebi Mahallesi’nde, Ulucami yanında yer alan yaklaşık 50 dönümlük Millet Parkı alanının bir bölümünde, Eskişehir Odunpazarı, Ankara Hamamönü, Bursa Cumalıkızık ve benzeri örneklerde olduğu gibi, eski Manisa evlerinden oluşan bir sokak oluşturularak bölgenin turizme kazandırılması ve şehir hafızasının canlı tutulmasıdır.
Bir başka önemli çalışmamız ise; Manisa’nın vefa borcunu yerine getirmek adına, 8 Eylül 1922’de Manisa’nın işgalden kurtarılması sırasında şehit düşen askerlerimiz için önceki belediye döneminde hazırlanmış ancak hayata geçirilememiş olan şehitler anıtının, bir an önce tamamlanarak 8 Eylül 2026 tarihinde açılmasıdır.
Burada bahsettiğimiz projelerin tüm detayları derneğimizdedir. Her biri, ayrı ayrı ele alınıp anlatılabilecek kapsam ve niteliktedir. Bunların dışında, Manisa şehir hayatını canlandıracak ve Manisa’yı bir ‘marka şehir’ olmanın ötesinde, ‘markalar şehri’ haline getirebilecek, projelerimiz üzerinde de çalışmalarımız devam etmektedir.
Bunlardan biri Manisa’da Anıt Ağaçların envanterinin çıkarılması ve kitaplaştırılması, bir diğeri de Alperenlerin mezarlarının yaptırılmasıdır.
Derneğimizin kapıları tüm hemşehrilerimize açıktır. Başvuran hemşehrilerimizin dilekleri dinlenmiş, haklı gördüğümüz konularda başvurularda bulunulmuştur.
Siyasi iktidar ve görevliler BYD yatırımının gerçekleşceğini söyleseler de, biz güvenilir kaynaklardan aldığımız bilgilere göre, bu yatırımın olmayacağını, BYD’nin vazgeçtiğini düşünüyoruz.
Şikâyetlerimiz
Atık su arıtma tesisi olmayan Muradiye, Turgutlu, Akhisar Zeytin İhtisas ve İzmir’e bağlı olan ancak atıklarını Manisa’ya akıtan Bağyurdu OSB’leri üzerinde durulmasını istiyoruz. Bunlar arasında 2022 yılından beri yazdığımız 11 yazımıza cevap vermeyen Turgutlu OSB’yi kamuoyuna bildiriyor ve adı geçen kuruluşu duyarlı olmaya davet ediyorum.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğünün başvurularımıza açık ve net cevaplar vermediğini sizler aracılığıyla kamuoyuna iletiyor, bu müdürlüklerin daha hassas olmaları gerektiğini düşünüyoruz.
Bilmiyorum, sesimizi duyacaklar mı? Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı görevlileri dava açacağımız için yazılarımıza cevap vermediklerini telefon görüşmelerimizde bize söylediklerini size aktarıyorum. Demokrasi ve hukuk devleti olmanın gereği, vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının başvurularına cevap verilmesidir.
Halkımızdan Destek Bekliyoruz
Manisa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ve Çevre Derneği, yaklaşık dört yıldır çalışmalarını sürdürmektedir. Amacımız halkımızın destek ve katkıları ile hizmetlerimizin artarak sürmesidir. Manisa’nın sanayi yönünden saldırıda bulunduğu çok kötü bir döneme denk geldik. Rant çevreleri karşı çıktığımız için bize kızmaktadırlar. El ele verirsek aşamayacağımız zorluk yoktur. Özellikle Belediyelerimizden destek beklediğimizi tekrar tekrar vurgulamak istiyorum.
Hepinize teşekkür eder, sevgi ve saygılarımı sunarım.”




