Türkiye’de bütün fay hatları aktif duruma geldiği söyleniyor gün geçmiyor ki sallanmayalım ,her güb 30-40 kez sallanıyoruz. Gece uykularımız kaçtı en ufak bir tıkırtıda yataktan fırlıyoruz. Türkiye coğrafi yapısı muhteşem ama zor bir coğrafyada olduğunu biliyoruz ülkenin üçte ikisi birinci derecede deprem kuşağında osmanlı döneminde evler iki katlı ve ahşap yapılırdı. Sahilde yapılan sarayların mimari yapısı depreme çok dayanabilen özelliklerde yapılmıştırkesinlikle betonarme binalara izin verilmezdi.  Sık sık yananlar ouyor ama tulumbalarla buna da bir çözüm üretiliyordu. Bu doku hemen hemen her yerde aynıydı nedeni ise Türkiy’enin çok tehlikeli fay hatları üzerinde inşa edilmesiydi.Zamanla bu gelenek terk edilerek yeni imar planları oluşturudu ve buna  yapılanmalar ve de uygun olmayan gecekondulaşma eğilimleri aldı başını yürüdü. Hazine arazileri yapılan gecekondulara ,elektrik, su gibi hizmetler götürüldü. Sadece oy almak adına bunlara iin verildi. Koca koca kentler kaçak yapılarla doldu kontrol edilmeden kat üzerine kat çıkıldı. “Allahın gökyüzü” çık çıkabildiğin kadar mantığı aldı yürüdü. Sadece ruhsatsız binalar değil ruhsatlı binalarda damantık aynıydı. Belediyeler ve sorumlu mühendisler  görevlerine ihanet ettiler.17 Ağustos 1999 depreminde de 27 bin insanımızo kaybettik ve hiç kimse hesap vermedi ve sormadı. Bir günah keçisi meteahhit seçildi o da insanların gazını almak adına Veli

Göçer’di ve hapse atıldı. 27 bin insanın katiliymiş gibi oysa Veli Göçer gibi binlercesi vardı.  müteahitler mi? nerde mühendisler o binalara oturulabilir ruhsatını veren belediye sorumlularıhiç birine hesap sorulmadı ve spaldım çayıra mevlam kayıra mantığı hep hüküm sürdü.ve de hep hala sürüyor. Beklenen İstanbul depremine yönelik alınan tedbirlere baktığımızda trajikomik şeyler yaşanıyor. Belkide Türkiye’nin her yerinde aynı sorunlar yaşanıyor ve mağdur insanlara bir yenisi ekleniyor. Düşünün bir insan yıllarca çalışıyor çabalıyor emekli oluyor. Emekli ikramiyesi ve biriktirdiği bir kaç kuruşla  birde üstüne üstlük borçlanarak bir daire alıyor.  O dairei alırken ne beledie ne tapu dairesi hiç bir kurum bilgi vermiyor. Daire satın aldıktan sonra aradan  bir yıl geçiyor ve birileri  geliyor. Binayı control edior ve bu bina depreme dayanıklı değil kentsel dönüşüme uygundur ve yıkıma karar veriliyor. Hemen size belediyeden bir yazı geliyor. Şu tarihe kadar binayı yıkın ,yıkmazsanız bi yıkacağız.Yıktığımızda da yıkım masraflarını kat maliklerinden söke söke alırız. Çaresiz kalıyor insanlar evleri yıkılıyor. Ve apartmanda outran mülk sahiplerinin kimisi emekli, “ödeyecek kuruşu yok”üstelik kiraya çıkıyor.2 bin lira maaşın en az yüde ellisi kira gideri olarak gidiyor. Gerisi ile geçinmek zorunda geçin geçinebilirsen. Devletin kira yardımını almıyor. Neden o yardımı alırsa ucuz kredi alamayacak bu arada yıkılan evinin yerine yapılacak bina için teklifler alınıyor. Ve her dairenin yaklaşık 3 yüzbin 4 yüz bin lira maliyeti ortaya çıkıyor.Şimdi siz bir yıl içinde binaya başlamasanızucuz kredide alamayacaksınız. O apartmanın sahipleri bu parayı ödeyemeyeceklerinden haklarını satın alabilecek yani hiç hak etmediği halde parasız emeklininde evini elinden alacak ve bu yıkım kararıı veren, verdirenler oturup seyredecek varmı böyle bir adalet duygusu inanılacak  gibi değil . O emeklinindurumunu hiç düşünebiliyormusunuz. Üzüntü sıkıntı ile beraber gelen hastalıklar bağışıklık sistemleri çökmüş hayaytının son demlerinde kahrederek hayatını sürdürmesi  sizce mümkün mü? O binalara yıkım kararı vermenize kimse bişey demiyor,kimse sesini çıkarmıyor. Ama içinde kimlerin oturduğuna ve gelir düzeylerinin yeterli olup olmadığına bakılmıyor mu? Şimdi hayatı boyunca çalıştığını bir evim olsun diye yatırıp evi yıkılanların mağduriyeti nasıl önlenecek?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42

Haber Sabah
Manset24 Haberleri
Haber Entel