İnşaat sektöründeki gelişmeleri ve Manisa’daki konut piyasasını değerlendiren Taşkan, Türkiye’de konut ihtiyacının her dönem gündemde olduğunu ancak Avrupa’daki bazı ülkelerde görülen barınma krizinin Türkiye’de yaşanmadığını ifade etti.
Avrupa’nın birçok ülkesinde sokakta yaşayan insan sayısının yüksek olduğuna dikkat çeken Taşkan, Türkiye’de ise bireylerin yatırım amacıyla ikinci ya da üçüncü konutlarını satın alabildiğini belirtti.
Manisa ve İzmir’de merkez nüfusunun azalmasına rağmen hane sayısının arttığını vurgulayan Taşkan, bu durumun en önemli nedenlerinden birinin tek başına yaşayan birey sayısındaki artış olduğunu söyledi.
Bu değişimin konut talep yapısını da dönüştürdüğünü belirten Taşkan, “Artık daha küçük metrekareli daireler ve özellikle 1+1 konutlar daha fazla talep görüyor” dedi.
3 binden fazla bağımsız bölüm inşa ettik
Aksan İnşaat olarak yılda ortalama 250 ila 300 daire ürettiklerini belirten Taşkan, bugüne kadar 3 binden fazla bağımsız bölüm inşa ettiklerini söyledi.
Projelerinde otoparkı standart hale getirdiklerini ve yeni projelerde akıllı ev sistemlerini kullanmaya başladıklarını ifade eden Taşkan, yeni neslin teknolojik donanımlı konutlara daha fazla ilgi gösterdiğini dile getirdi.
Yeni projeler yolda
Taşkan, Manisa şehir merkezinde iki projelerinin bulunduğunu belirterek Celal Bayar Kavşağı’nda yaklaşık 220–230 dairelik bir projenin yapımının sürdüğünü söyledi.
Bunun yanı sıra 172 dairelik yeni bir proje için hazırlık yaptıklarını da ifade eden Taşkan, önümüzdeki 10 yıla ilişkin proje planlamalarının hazır olduğunu kaydetti.
Yeni yatırımların büyük ölçüde kendi arsaları üzerinde gerçekleştirileceğini belirten Taşkan, bu sayede projelerin daha sürdürülebilir bir finansman modeliyle hayata geçirildiğini dile getirdi.
Farklı sektörlerde yatırım
İnşaat sektörünün dönemsel dalgalanmalara açık bir yapıya sahip olduğunu belirten Taşkan, bu nedenle farklı alanlarda da faaliyet yürüttüklerini söyledi.
Yaklaşık 6 yıldır VitrA’nın Manisa bölge bayiliğini yaptıklarını ifade eden Taşkan, Manisa’nın 17 ilçesine hizmet verdiklerini belirtti.
Sorumluluk paylaşılmalı
Müteahhitlerin aslında yatırımcı konumunda olduğunu ifade eden Taşkan, inşaat sürecindeki tüm teknik sorumluluğun yalnızca müteahhitlere yüklenmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını dile getirdi.
Bir yapının teknik detaylarının doğrudan müteahhitten sorulmasının her zaman doğru olmayacağını belirten Taşkan, “Örneğin Sabancı ailesi lastik üretiyor. Aile üyelerinden birine lastiğin tüm teknik detaylarını sorsanız belki de cevap veremeyebilir. Çünkü o kişi yatırımcıdır. Benzer durum inşaat sektörü için de geçerlidir” dedi.
Türkiye’deki mevcut yasal düzenlemelerin eski sistemlere dayandığını belirten Taşkan, tüm sorumluluğun müteahhitlerin üzerine bırakıldığını ifade etti. Depremler sonrasında çok sayıda müteahhidin gözaltına alındığını hatırlatan Taşkan, bazı müteahhitlerin projelerdeki teknik süreçleri birebir takip etmesinin her zaman mümkün olmadığını söyledi.
Müşavirlik sistemi kurulmalı
İnşa sürecinde yapı denetim firmalarının, belediyelerin ve projelerde görev alan mühendislerin bulunduğunu hatırlatan Taşkan, buna rağmen tüm sorumluluğun tek başına müteahhite yüklenmesinin doğru olmadığını dile getirdi.
Bu nedenle sektörde müşavirlik sisteminin kurulması gerektiğini savunan Taşkan, planlama, mimari ve statik projeler, mekanik sistemler ile yapı denetimi gibi süreçlerin profesyonel müşavirlik firmaları tarafından yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Taşkan, “Bu firmalar projelerin planlama aşamasından uygulamasına kadar tüm süreci yönetmeli ve müteahhit adına hem yapım hem de denetim görevini üstlenmelidir. Ayrıca denetimler yalnızca inşaat süreciyle sınırlı kalmamalı, yapı tamamlandıktan sonra da devam etmelidir. Nasıl ki asansörler düzenli olarak denetleniyorsa, binaların da periyodik olarak denetlenmesi gerekir” dedi.
Ticaret insanıyım
Kendisi için önceliğin ticaret olduğunu ifade eden Taşkan, farklı sektörlerde faaliyet gösterebileceklerini belirtti. Bir yapının tamamlanmasının ardından yıllar içinde kullanıcı tarafından yapıya müdahale edilmesi veya kolona zarar verilmesi gibi durumlarda sorumluluğun yalnızca müteahhite yüklenmesinin doğru olmadığını dile getiren Taşkan, bu konuda daha dengeli bir sorumluluk anlayışına ihtiyaç olduğunu söyledi.