Değerli Dostlarım Bugün 27.02.2026 mübarek CUMA günüdür. İnsanın bir an tüm kontrolünü kaybetmesi ve aklın devreden çıkması sonucu kişiye ya da birşeye yönelik saldırgan davranışlarla sonuçlanabilen yoğun duygusal tepkiye
kırıcı ve asabi olma durumuna ÖFKE denir.
İnsan anlaşılmadığını, duyulmadığını, haksızlığa uğradığını düşündüğü, değersiz hissettirildiği, yok sayıldığı noktalarda öfkelenir. Çok da haklı bir tepkidir. Öfke, çağımız insanının belki de en sık karşılaştığı ve en çok baş etmeye çalıştığı duygulardan biridir. Trafikteki sıkışıklıktan iş yerinde karşılaştığımız haksızlığa, ailede eşlerin birbiriyle tartışması, günlük hayatın sayısız provokasyonu, bizi istemediğimiz bir gerilimin içine çekmektedir. Öfke sabırsız ve tahammül seviyesi düşük insanların en belirgin özelliklerinden biridir. Öfkesine yenik düşen insan adeta kendini kaybeder, ağzından çıkanları kulağı duymaz olur. İnsanlar öfke anında kendilerini o kadar kaybederler ki adeta bambaşka bir insana dönüşüverirler. Her duygunun zamanla hafiflediği gibi öfke de bir müddet sonra kaybolur gider. Öfke kaybolunca bir pişmanlık kaplar insanın yüreğini. Sinirle söylenen sözler hatırlanmaya başladıkça yapılan hatanın ezikliği başlar.Keşkeler, niçinler ardı ardına sıralanmaya başlanır sonra.Ben ne yaptım ?diye kendi kendimize söylenir dururuz. Bir anlık hiddetin bedelini yıllar boyu unutulmayacak bir hata ile sonlandırmanın üzüntüsü yaşanır.
Bir zamanlar huzurlu bir köyde, sabırsız ve öfkeli bir çiftçi yaşardı.Çiftçi, herhangi bir sorunla karşılaştığında hemen öfkelenir ve acele kararlar verir Köydeki diğer insanlar, onun bu huyundan çekinir mümkün olduğunca ondan uzak durmaya çalışırlardı.Bir gün, çiftçinin tarlasında beklenmedik bir sorun ortaya çıktı.Tarlasının bir kısmı, gece boyunca bilinmeyen bir sebepten dolayı zarargörmüştü. Çiftçi, sabah tarlasını bu halde görünce hemen öfkelendi ve suçluyu bulmak için hızla harekete geçti. Öfkesiyle, komşu çiftçileri suçlamaya başladı ve onlarla kavga etti. Komşu çiftçilerin tarlasına zarar verdi. Ancak, gerçek suçlunun vahşi hayvanlar olduğunu anlaması uzun sürmedi.Öfkesinin etkisiyle yanlış suçlamalarda bulunan çiftçi, komşularıyla olan ilişkilerini bozmuştu. Komşuları, onun bu davranışı karşısında derin bir hayal kırıklığına uğradılar ve aralarındaki dostluk bağları tamamen koptu. Çiftçi, öfkesi yüzünden hem komşularını hem de köydeki itibarını
kaybetmişti. Komşularına kendini affettirebilmek için verdiği tüm zararları
ödemek zorunda kaldı. Onlardan defalarca özür diledi.Bu olaydan sonra, çiftçi "öfkeyle kalkan zararla oturur"atasözünün gerçek anlamını anladı. Öfke anında verilen aceleci kararların ve yapılan haksız suçlamaların, sadece kendisine değil, çevresindekilere de zarar verebileceğini kavradı. Bu tecrübe, ona sabırlı olmanın ve sorunlar karşısında sakin kalmaya çalışmanın önemini öğretti. Zamanla, çiftçi öfkesini kontrol etmeyi öğrendi ve komşularıyla barıştı.Onlardan özür diledi ve ilişkilerini onarmak için çaba gösterdi. Köydeki insanlar da zamanla onu affetti ve aralarındaki dostluk yeniden canlandı. Sinirliyken en doğru davranış herhalde bir ölü gibi hareketsiz olmaktır. Bizi öfkelendiren ortamı terk etmek ve duygularımızın yoğunluğunun azalmasını beklemek, aklımız devreye girene kadar da bu ortamdan uzak durmak gerekir.
Öfke kontrolü kendimizi öfkeli hissettiğimiz durumlarda davranışlarımızı kontrol altına alarak sağduyulu bir şekilde tepki vermeyi sağlayan bir beceridir. Öfke kontrolü, duygularımızı tanımak, doğru bir şekilde ifade etmek ve olası sonuçlarını düşünerek hareket etmek anlamına gelir.
Muhabbet ve yumuşak kalplilik insanın, insani tarafı,şehvet ve öfke hayvani tarafıdır. Mevlana “Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol” sözüyle bize öfke anında nasıl olmamız gerektiğini veciz bir biçimde ifade ediyor. Öfkeni tutmayı başarabilirsen karşılığında alacağın mükafatın farkında mısın? O tatlı söz nedir? Âlemleri Yaratan Yüce Allah’ın övgüsüne ve sevgisine mazhar olmandır. Cumamız mübarek olsun.Hayırlı Cumalar dilerim. Malik BİBER