“Nerede o eski bayramlar?” diyenlere birkaç önerim olacak. Önce şöyle bir soru ile başlayalım: Siz çocukluğunuzun bayramlarına dair neler hatırlıyorsunuz?
Öncelikle şunu tespit etmek gerekir: Eskiden sosyal medya bu kadar yaygın değildi, aile bağları daha güçlüydü ve Ramazan’a dair zihnimizdeki algı çok daha güzeldi. İnsanlar birbirleriyle daha samimi bir ilişki içindeydi ve uzaktaki sevdiklerine duyulan özlem daha derindi.
Edebiyat dünyasından bayrama dair sözler;
Orhan Veli Kanıkın bayramın çocukluğunu hatırlatan hafif ve içten dizeleri:
“ Ne şen, ne şakrak geçerdi o bayram sabahları, Sokaklarda koşuşturan çocukların sesiyle uyanırdık.”
Cahit Sıtkı Tarancı – Geçmişe ve özleme dair bir dokunuş: “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine…”
Bayramlar da öyleydi; tek bir eve sığmaz, bütün mahalleyi, köyü, sevdiklerimizi sarardı.
Yahya Kemal Beyatlı – Ailenin ve kültürün önemini vurgulayan bir cümle: “Bir şehrin hatıraları insanın ruhunda yaşar,
Bayramlar da ruhumuzun hafızasıdır.”
Necip Fazıl Kısakürek – Bayramın içsel anlamını düşündüren kısa bir alıntı: “Sevgi, paylaşmakla çoğalır, yalnızlıkla tükenir.
Bayram, sevginin en güzel tezahürüdür.”
Alvarlı Efe;
Can bula cânânını Bayram o bayram ola Kul bula sultanını Bayram o bayram ola
Hüzn-ü keder def ola Dilde hicap ref ola Cümle günah af ola Bayram o bayram ola
Sosyal medya ve akıllı telefonların icadıyla birlikte eski bayram kutlamalarının yerini, tek tuşla binlerce kişiye giden klasik, sıradan bayram mesajları aldı. Bayram, büyüklerin hal hatırının sorulması ve ziyaret edilmesi yerine, çoğu zaman bir tatil planı hâline dönüştü. Pandemi süreci sonrası insanların birbirlerini evlerinde ziyaret etme alışkanlıkları kaybolmaya yüz tuttu.
Peki, “Nerede o eski bayramlar?” dediğimiz o bayramları tekrar yaşamak mümkün mü? Elbette mümkün! Hatta günümüzde imkânlar ve ulaşımın kolaylığı sayesinde daha da güzelini yapmak mümkün.
Geçtiğimiz Ramazan ayında İstanbul Valisi Sayın Davut Gül’ün (bir dönem Gördes Kaymakamı olarak görev yapmıştı) bir sosyal medya paylaşımı dikkatimi çekti. Sayın valimiz, şehirdeki bakkalları ziyaret ederek veresiye defterlerindeki borçları, kimsenin haberi olmadan valilikçe ödetiyordu. Atalarımızın Zimem Defterleri dedikleri bu uygulamayı, bu güzel geleneğini yeniden yaşatan Sayın valimize teşekkür ediyor, diğer yetkililere de örnek olmasını diliyoruz.
Benzer şekilde, Kula ilçemizin Yunus Emre Köyü’nde her bayram arifesinde ikindi namazı sonrası köy halkı ve dışarıdan gelenler Carullah bin Süleyman Camii’nde buluşuyor, namazın ardından yürüyerek, tekbirler eşliğinde Yunus Emre Türbesi ve mezarlığın bulunduğu alana gidiliyor; dualar ediliyor, Kur’an-ı Kerimler okunuyor ve gelenlere ikramda bulunuluyor. Bayramdan bir gün önce herkes birbiri ile bayramlaşıyor. Bu tür etkinlikler güçlendirilerek her yerde uygulanabilir. Köy halkı mezarlıkları temizleyerek orada birlikte dua edebilirler.
Alaşehir’de başhekim olarak görev yaptığım sırada, Sarıgöl ilçesine bağlı Ahmetağa Köyü’nde (Gacar Yörüğü bür köy) her Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı’nda köy halkından bir kişi kazanlarla yemek hazırlıyor; bayram namazı sonrası erkekler doğrudan davet yerine gidiyor, kadınlar ve çocuklar da evlerinden kalkarak oraya geliyorlar. Hem yemekler yeniyor hem de bayramlaşma gerçekleşiyor. Bu ve benzeri adetler bazı köylerimizde hâlâ yaşatılıyor. Bu adetler yaygınlaştırılabilir.
Doğum yerim olan Kula Eroğlu Köyü’nde çocukluğumda bayram ile ilgili hatırladığım güzellikler de var. Bayram namazı için çevre köylerden ve mahallelerden köy merkezindeki camiye herkes toplanır, namaz kılındıktan sonra cami önünde o köyün sakinleri, çevreden gelen misafirleri evlerine davet ederdi. Evlerde sofralar kurulur, yemekler ve tatlılar ikram edilir, bayramlaşma gerçekleşirdi. Ardından herkes evine dönerdi. Hem misafirler hem ev sahipleri hem de çocuklar çok mutlu olurdu. Bu gelenekleri bugün de organize etmek mümkün; muhtarlar ve yerel yöneticiler koordinasyonu sağlayabilir.
Biz, Turgutlu İmam Hatip Lisesi mezunları olarak her yıl Kurban Bayramı’nın üçüncü gününde okulda bir araya geliyoruz. Arkadaşlarımızla buluşup bayramlaşıyor, hasret gideriyor ve birlikteliğimizi devam ettirmeye gayret ediyoruz.
Unutmayalım ki bayram birlikte güzeldir; bayram büyüklerle, aileyle güzeldir. Bayramı bir tatil anlayışına indirgemek, AVM ve otellerde kahvaltı yapmak veya yemek yemek alışkanlığı hâline getirmek, bayramın ruhunu kaybettirir. Telefon mesajıyla bayram kutlamayı yeterli gören anlayış, sadece telefon şirketlerine hizmet eder. Binlerce mesajı okumak ve cevaplamak mümkün değildir; eğer bu şekilde vakit harcarsak bayram geçip gider, tadı kalmaz.
Güzel bayramlar, birliktelik ve paylaşım üzerine kuruludur. Eski bayramları özlemek doğal, ancak onları yeniden yaşatmak, hatta daha güzel hâle getirmek mümkündür. Yeter ki bir adım atalım ve geleneklerimizi yaşatalım. Tekrar bayramınızı tebrik ediyorum. Daha güzel bayramlarda buluşmak dileği ile.
Dr. Muzaffer Yurttaş
21 Mart 2026 - Cumartesi