Değerli dostlar,
Bugün gündemimde bir nehir var: Gediz…Ama öyle sıradan bir nehir değil. Bir zamanlar kıyısında çocukluğumuzun geçtiği, balık tuttuğumuz, suyuna baktığımızda yaşamı gördüğümüz bir nehirdi Gediz.
Ben o günleri biliyorum.Gediz, bereketin diğer adıydı.
Bugün ise…Bırakın balıkları… Kurbağalar, kaplumbağalar bile yok artık.Bir nehrin sessiz çığlığını duyuyor musunuz?
Önce Gediz’i tanıyalım.Kütahya’dan, kendi adını taşıyan Gediz ilçesinden doğar. Uşak’tan geçer, Manisa’yı besler ve İzmir Körfezi’ne ulaşır.401 kilometrelik bir yaşam hattıdır. Yaklaşık 17.500 kilometrekarelik bir havzaya can verir.
Bu sadece bir nehir değildir…Bu, bir yaşam damarıdır.
Ama bugün…Bu damar kirlenmiştir.
Sanayi atıkları…Tarım ilaçları…Denetimsizlik…Ve en tehlikelisi: ilgisizlik.
İlgisizlik varsa, bilgisizlik de kaçınılmazdır.Ve sonuç ortada: Gediz can çekişiyor.
Artık Gediz Ovası’na bereket değil, kirlilik taşınıyor.
Peki ne yapmalıyız?
Aslında çözüm belli:Arıtma tesisleri etkin çalışmalı.Su kalitesi düzenli olarak izlenmeli.Sanayi sıkı şekilde denetlenmeli.Tarım bilinçli yapılmalı.Halk bilinçlendirilmeli.Yasalar tavizsiz uygulanmalı.Doğa yeniden canlandırılmalı.
Ve en önemlisi…Herkes birlikte hareket etmeli.
Gediz için bir seferberlik başlatılmalı.
Yıllardır dile getirdiğim bir önerim var:Bilim insanları, çevreciler ve yerel yöneticilerden oluşan bir ekip kurulmalı.Bu ekip, Gediz’in doğduğu noktadan başlayıp denize döküldüğü yere kadar yürümeli.
Bu sadece bir yürüyüş değil…Bir farkındalık hareketi olmalı.
Yol boyunca çekimler yapılmalı, kirlilik kaynakları tek tek tespit edilmeli.Kamuoyu oluşturulmalı, somut projeler hazırlanmalı.
“Kaynak bulunur mu?” diye soranlar olabilir.İnanın, iyi projeler kendi kaynağını yaratır.
Bu düşünce daha önce de hayata geçirilmeye çalışıldı. Yürüyüşler yapıldı, etkinlikler düzenlendi. Ama çoğu ne yazık ki saman alevi gibi parladı ve söndü.
Ben 81 yaşındayım…Ama gerekirse o 400 kilometreyi çevreci dostlarla birlikte yürümeye hazırım.
Çünkü mesele sadece bir nehir değil…Mesele çocuklarımızın geleceği.
Biz balık tutamasak da onlar tutabilmeli.Biz göremesek de onlar temiz suyu görebilmeli.
Ve şimdi buradan açık bir çağrı yapıyorum:
2 Nisan 2026 Perşembe günü saat 18.30’da Manisa Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde düzenlenecek Gediz Paneli’ne herkesi davet ediyorum.
Bir belgesel izleyecek, ardından bir panel gerçekleştireceğiz.Bu etkinlik kaçmaz.
Çünkü bu panel sadece bir toplantı değildir…Bu panel, çözümün başlangıcı olabilir.
Gelin…Gediz için birlikte düşünelim.Birlikte karar alalım.Birlikte harekete geçelim.
Unutmayalım:Katılım olmadan atılım olmaz.Katılım olmadan çözüm olmaz.
Önce ortak akıl…Sonra ortak çalışma…
Mazeret üretmeyelim, marifet gösterelim.