Sevgili okuyucularım;  

        Bir ülke de iç savaş mevcutsa o ülkenin halkı komşu ülkelere zorunlu sığınmacı olarak göçe başlar. Özellikle göç konvoylarını Yaşlılar, kadınlar ve çocuklar oluşturması bekleniyor; O ülkenin insanları iç savaştan masumane yaşlı erkekleri, kadın ve çocukları uzaklaştırarak savaşın vahşetinden korumak amaçını düşünürler. Aynı koşullar, iki ülkenin karşılıklı savaşlarında da geçerli olur. Güçlü ülkelerin silahlı kuvvetleri veya ayrılıkçı paralı askeri birlikler, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere o ülkenin sivillerine karşı savaş suçları işlerler ve işgal edilmek istenen güçsüz ülkenin topraklarını koruyan ordusu ve milis güçleri uluslararası devletlerden savunma amaçlı yardım beklerler. İnsanlık duygu ve seviyesine maruz kaldıkları aykırı savaş koşullarında uluslar arası kuruluşlar onların umut kapısı olur.  Esaret altına, alınmak istenen topraklarını ve yaşamlarını korumak için yetişkin genç delikanlılarını silahlandırarak topraklarını korumaları için mevcut ordularına veya milis güçlerine katılmalarını sağlarlar. Bu tür hareketler genellikle savaşarak, atalarının kanlarını dökerek kazandıkları, evlatlarına vatan, ve yurt olarak bırakılan topraklarını savunan ülkelerde görülür. Biz Türkler buna Çanakkale ruhu Kurtuluş savaşı sevdası diyoruz. Çanakkale’de 15 yaşında bıyıkları terlememiş gençlerimiz canları pahsına savunma yaptılar topraklarını. Topraklarımız  yedi düvel emperyalist devletlerin işgali altında iken, yapılan mücadeleye “Kurtuluş savaşı sevdası” diyoruz. Vatan topraklarımızı savunmaya, Yaşlısı, genci, kadını kızı ve çocuklarımız can siper savaştılar. Bu mücadele azmi zor kararlarla alınmış değil, azimle istekle asaletle alınarak zafere ulaşmanın yolunu açmıştır.

   Günümüzde ve çevre komşularımızda yaşanan iç ve dış savaşlarda tam tersi yaşandı. Savaş yapa bilecek, eli silah tutan genç delikanlılarla birlikte kadın ve çocuklar komşu ülkelere özelliklede ülkemize sığınmaya başladılar. Sığınmacıların çoğunluğu savaşı bahane ederek ülkelerini terk ederek, hayallerinde yaşattıkları refah ülkesi olarak gördükleri Avrupa ülkelerine yasal veya yasal olmayan yollarla akın etmeye başladılar. Asya sığınmacıları zorluklarla karşılaştılar.  Yunanistan Ege denizinde ülkelerine sığınmak isteyenlerin  botlarını batırarak ölüme terk ederken,  Avrupa devletleri  ülkelerine sığınanları, dikenli tellerin arkasında, toplanma kamplarına yerleştirdiler.   

     Afganistan, Irak ve Suriye de görülen bu olaylar Asya bölgesinin kanayan yarası oldu. Kuzey Avrupa bölgesinde Ukrayna da benzer olaylar yaşandı, Asya lı sığınmacılardan farklar ise Avrupa ülkeleri teşvik ve yardım ederek vatanlarını terk etmelerini sağladılar. Ukrayna da sığınmacılar topraklarını Rusya’nın silahlarından kaçanların sayısı BM raporuna göre  (3) Üç Milyonu geçmiştir.  Suriye ve Venezuela sığınmacılarından sonra en çok sığınmacı vasfını kazanmış oldu Ukranya. Suriye 17,5 milyon, Venezuela 28,4 milyon Ukrayna ise 3,44 milyon sığınmacı sayısıyla yerini aldı.

    Nüfus orantısına göre komşu ülkelerden Ermenistan Ekonomik sıkıntı ve siyasal çöküntüleri nedeniyle nüfusunun beşte birinin dış ülkelerde kaçak olarak yaşamalarına göz yumuyor,

     İran özellikle 33 yıllık  Fars hakimiyeti ve  rejim hakimiyetinde, Güney Azerbaycan diye adlandırılan bölgesindeki Türk kökenli 35 milyon vatandaşının 10 da birinin İran dışında yaşadığı bilinmektedir. Bu orantı İran nüfusunu oluşturan Türk nüfusunun dışındaki, Kürt, Ermeni ve farsların dışarıda ülkelerini terk edenlerin 9 katı olarak bilinmektedir.

   İran artık rejim değişikliğine gebe kalmıştır, İran nüfusunun % 51’ni oluşturan Türkler ana dilde eğitim ve kültürel haklarını kazanmak için mücadele etmektedir. İran Rejimi yıpranmakla kalmayıp erozyonla içten, içe çökmektedir. İran’ın Ekonomik ve iktisadi problemleri artık çökmeye yüz tutmuştur. İktisadi problemleri çöküntünün diğer ayağını oluşturmaktadır. Yakın zamanda İran’dan sığınmacı akını baş göstermeye başlarsa,  Arap dünyası kesinlikle İran’dan sığınmacı kabul etmez, İran’da çok az insanda Afganistan’ı tercih eder, Ermenistan dersen,  kendini vatandaşını ülkesinde barındıramıyor, İran’ın nimetlerinden bu gün faydalanmaktadır lakin en önce kapılarını kapatan ülke Ermenistan olur. Bu demektir sığınmacı akını Azerbaycan ve Türkiye’nin kapısına dayanacaktır. Avrupa Ülkeleri,  yaşadığı Afganistan, Suriye ve Ukrayna’dan sonra İran vatandaşlarını sığınmacı olarak, hiç mi, hiç kabul etmez. “Ufukta Gemi görünüyor”galiba.

        Sağlıklı yaşayarak, sağlıkla vatanımızın kıymetini bilelim.



 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42