2019-04-16 11:45:59

Anadolu İnsanını Tanı!

Zekeriya Yıldız

16 Nisan 2019, 11:45

Türkiye'yi Türkiye yapan hakikatleri izah etmek, Anadolu insanını tanımaktan geçer.

Anadolu insanının irfanı, basiret ve feraseti, birçok oyunu bozmuştur. Kötü niyetli nice proje Anadolu insanının kalp gözünden dönmüştür.

Anadolu insanının en kötü anında bile dilinden hiç düşürmediği: “Allah devlete zeval vermesin.” Devlet; vatan, millet, ezan, bayrak demektir...

Elbette böyle düşünmeyen insanlar da çıkacaktır, çıkıyor da. Bir ağacın bütün meyveleri aynı olmaz ki. Kimi çürür ve düşer. Sağlamların sayısına bakmak lazım, çoğunluk mu, değil mi?

Bir hemşerime sordum, “bu binaların dış cepheleri niye sıvasız, boyasız”. Gelen cevap manidar: “Biz iç güzelliğe önem veririz.” Alıyorum ağzımın payını ve bir sukut…

Anadolu insanı konuşmasının en heyecanlı yerinde ezan başlamışsa hemen susar; “ezan’a

kadar” der ve ilave eder: “Uzun söz Kur'an'a yakışır.” Bu hikmet dolu tavır karşısında sözünü tamamla nasıl denir? Anadolu insanı işte bu!

Anadolu:

Baba ocağımız.

İnsan insanın yurdu, Anadolu insanlığın ve iyiliğin yurdu…

Sabırlı, dirayetli, metanetli evlatların yaşadığı emin belde.

Cefakâr ve kanaatkârların vatanıdır…

 İlk aklıma gelenler.

Anadolu’yu dolaşan biri karşısına çıkan yaşlı amcaya, “burada fotoğrafını çekebileceğim tarihi eser var mı” diye sorar. Aldığı cevap ise, “İnsandan daha tarihi ne var”, insanları çek!”

Anadolu, bir ihmalin hikâyesi olmuştur hep…

Osmanlı bile, yatırımlarının büyük kısmını İstanbul’un Avrupa yakasına yapmıştır.

Gözle görülen bariz değişim, Sultan Abdülhamid Han döneminde olur. Ah O basiret ve feraset sahibi padişah… Sonrası kıyam ve kıyamet yılları…

Anadolu insanı, nerede olursa olsun, vatan savunmasına koşmuştur. Bir Asır Sonra Balkan Harbi (Mustafa Çalık): “Burada günde ölen 100 civarındaki askerin % 10'u Rumeli'den, % 90'ı da Anadolu'dandır.” Burası denilen yer, Arnavutluk sınırı.

“Size Ölmeyi Emrediyorum”, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunun yapısını ve mücadelesini anlatan mühim bir çalışma. (Edward Erickson): “Savaşı atlatabilmiş olan piyade tümenlerinin çoğu Anadolu’dan gelen Türklerden oluşuyordu.”

Anadolu'dan gelen birliklerin kurduğu / koruduğu savunma hatları sağlam sayılıyor. Sıkıntılı bölgelere hep Anadolu birlikleri kaydırılıyor. Çünkü iyi savaşıyorlar. Dağılmıyorlar. Cenkte sabır gösteriyorlar. Onlarca, yüzlerce tespit...

Çanakkale savaşına katılan Galatasaray Lisesi son sınıf öğrencileri, çok acıdır o yıl mezun vermedi. Trabzon Lisesi’de mezun vermedi. Hatta Trabzon İdman Yurdu Futbol takımı şehit oldu. Çanakkale’de cepheye giden 100 öğrenciden 87'sinin şehit düştüğü Balıkesir Lisesi öğrencileri. Ya Sivas’ın “Onbeş”lileri… Daha niceleri…

Kader ve keder sürer. Çanakkale’den, Yemen’e… İstiklal harbinden, en son 15 Temmuz hain kalkışmasına kadar. Anadolu'nun tenha evlerine hala şehit haberleri gelmeye devam eder.

Anadolu insanı su istimale müsaade etmez

‘Hor kullanmak’ diye bir deyim / durum vardır bilirsiniz. Konu Anadolu insanının, fedakârlığının ve sadakatin suistimal edilmesi, iyi niyetin kötüye kullanılması olunca…

Ülkemizde son 17 yılda yeni yollar, tüneller, köprüler yapıldı. Hiç olmadığı kadar… Fakat şu da bir hakikat: Ulaşım kolay ve hızlı hale geldikçe, insanların arasındaki mesafe neden se açılıyor. Birbirimizden uzaklaşıyor, hatta kopuyoruz. Yoksa koparılıyor muyuz?

Evet, Anadolu insanının gönlüne dokunacak, burukluğunu giderecek, aslını hatırlatacak, hakiki ihtiyaçlarını karşılayacak hamleler gerekiyor. Fıtri kelimelerle, berrak sözlerle, sahici işlerle…

Birinin memnuniyetini sağlamaya çalışırken, başkalarını mağdur ve mahzun etmeyiniz! Haklar herkes için geçerlidir. İlgi de öyle. Sadece seçimlerde, mitinglerde, STK toplantılarında hatırlanmayı kim ister? Demem o ki, küsenlerin yanı sıra, gücenenleri de kazanmalıyız. Adil olmalıyız. Çünkü bizler: “İlahi Adaleti” temsile çalışıyoruz, “Kaynağımız” ve “Rehber”imizle. Yoksa…

“Derdin nedir…” diye sormak. Yeniden, yeniden ve sahiden… Yerde yaşayanlardan, gökte uçanlara kadar…

Anadolu insanı mazlumdur. Mazlumun duasını almaya özen göstermek bir zorunluluktur. "Mazlumun bedduasını almaktan korkulmalı. Zira Allah'la mazlumun bedduası arasında perde yoktur." Hadisi şerifini okumayanımız, duymayanımız mı var?

Yoksa taşın geldiği yere öylece aval aval bakılır…

Selam ve dua ile…

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.