Türkçe ezan tartışmaları ile insanların ciğerlerinde yanan ateşi tekrar ateşlemek isteyen bir takım hainleri görünce gerçek “dava adamlarına” her zaman ihtiyaç olduğunu bir kez daha hatırladık. Maalesef rahata erince unuttuğumuz, nimete konunca hatırlamadığımız, koltuğa mıhlanınca etrafımızı saran şakşakçılardan dolayı onlara ulaşamadığımız dava adamlarını hatırlayanlar var mı?

Geçmişte yangın yerine çevrilen çilekeş Anadolu coğrafyasında yeni bir umut yeşertmek için sessiz, gösterişten uzak, fedakarlık ve çilelerle yoğrulmuş nice emekler, göz nuru, hayatlar var. İşte onlar gerçek davanın bekçileridir.

Burnu yukarıda dolaşanlar tarafından görülmeyen, neredeyse yadırganan bir insan tipidir dava adamı. Anadolu’da küçük şehirlerde çarşıda, bir esnaf dükkanında, eski bir kitap evinde, bir tamirci dükkanında, bir vakıf ya da dernekte birkaç eski tahta sandalyenin üzerinde çay yudumlarken, gözleri kapıda evinde hasta yatarken, gözlüklerini takmış kitap okurken görebileceğiniz düşünceli, ağzı dualı insanlardır onlar.

Onlar tüm olumsuzluklara rağmen hayatta Müslümanca durabilmenin yollarını ve yoldaki tehlikeleri gelecek kuşaklara aktarmanın, gençliği kurtarmanın peşindedirler. İş yerlerinde fakirlerin karınlarının doyurulduğu, misafirlerin iç huzuru ile çaylarını içebildiği, gelenlerin onları görünce başka bir huzur duyduğu mekanların sahipleridir dava adamları. Onlar maddi kazançtan daha çok insanları ve gönülleri kazanmanın peşindedirler.

Onlarla fedakarlık, samimiyet, ahde vefa, paylaşma ve karşılıksız verme, fikir çilesi özdeş hale gelmiştir. Koltuk ve İkbal hesabı onların hedeflerinde ve defterlerinde yazmaz.

Bir yanda varoluş bilincini diriltmeye çalışırken diğer tarafta çağdaş uygarlık adına çökertilen kurumların işlevini yüklenirler. Her biri birer okul işlevi görür. Bu ülkenin geleneğiyle, imanıyla, kültürüyle yeniden bağ kurmaya çalışırken inanmanın, bu topraklar için ne anlama geldiğini genç beyinlere ilmek ilmek işlemenin tasasını taşırlar.

Bugün ve dün yetişen imanlı ve fedakar insanların yetişmesinde büyük payları olan bu dava adamlarına çok şey borçlu olduğumuz hakikatini bir kez daha hatırlamakta yarar var.

Sadece kendi coğrafyasındaki olanlarla ilgilenmez onlar. Dünyanın neresinde bir mazlum, nerede bir aç, nerede bir gözyaşı varsa onları dert edinir, çözüm yollarını düşünür, hiç olmazsa zalime buğz eder. Kültürünü, sanatını, fikrini büyütmenin, geliştirmenin, yaygınlaştırmanın sancısı içinde çileye taliptir dava adamı.

Ruhundaki heyecan hala dipdiri durmaktadır. Zaman içinde alnındaki kırışıklıklar, yüzlerindeki çizgiler derinleşse de, etrafları gündelik düşünenler tarafından boşaltılmış olsa da dava adamları hala derin mevzuları konuşmakta, çile ve zorluklarla mücadele etmektedir dava adamı. İhanetler, terk edişler, vefasızlıklar yaşasa da o hala ümitlidir gelecekten. O asla yerini, yurdunu, çilesini, arkadaşlarını, garipleri, gözü yaşlıları, Anadolu’nun gerçek insanlarını terk etmemiştir.

Dava adamı; kendi davasının özelliklerini gösteren bir rahmet aynasıdır. Başka bir ifadeyle dava adamı; inandığı dinin hükümlerini hayatıyla tercüme eden, bir numune olarak yaşamayı hedef edinen kişidir. Tevhidin bekçisi, vahyin fikir işçisi, sevgi ve muhabbetin kurumayan çeşmesidir.

Dava adamı sırf davası için yaşayan, çizgisinden sapmadan ve ekseninden kaymadan, savunduğu davayı, her zeminde ve platformda, hiç üşenmeden ve yılmadan ömrü boyunca anlatabilendir.

Ezan susmasın, bayrak inmesin, ocaklar sönmesin diye çırpınan gerçek dava adamları mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerdir. Bu diyarı terk etmeyecek, namerde bırakmayacak, gözlerini hedeften, kalbini inancından, gönlünü kardeşlikten ayırmayacaktır. Kınayanın kınamasına aldırmadan “durmak yok” yola devam diyecektir. Selam, saygı ve hürmetle!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.