Hafta sonlarında fırsat buldukça Alaşehir’de bulunan bağ evine gidip orada toprak işleriyle vakit geçirmeye çalışıyorum. Toprakla uğraşmanın verdiği huzuru önemsiyorum. Günümüz insanı ne yazık ki, hafta sonlarını genellikle beton yığınları içinde, kapalı ortamlarda geçirmeyi tercih ediyor. Toplu alışveriş merkezlerine ve AVM kültürüne objektif bir şekilde bakarsak, çoğu alışveriş merkezlerini basmakalıp birbirinin benzeri işyerleri, gürültü, tüketim kültürü ve daha çok yemeği özendiren reklamlar, kapalı ortam, beton yığınları, stresli insanlar, bugün ne yesem telaşındaki obezite adaylarının bulunduğu bir topluluk ve araç yığınları diye tanımlayabiliriz. İnsanımızın toprakla buluşmaya ihtiyacı var. Toprakla hemhal olan insanların toprak gibi müşfik, merhametli, paylaşımcı olduğunu görüyoruz. Asırlık Çınarların Sağlıklı Yaşam Sırları Projesi kapsamında ziyaret ettiğim 100 yaşını aşmış insanların pek çoğunun köylerde yaşayan, vaktinin büyük kısmını toprakla geçiren büyüklerimiz olduğunu müşahede ettim. Şimdiki kuşağın önemli sorunlarından biri hareketsizlik ve obezite ise diğeri de plansız şehirleşme, beton yığınları ve yeşilden, topraktan yoksun bir yaşam sürmektir. Çok katlı binalarda, şehrin beton ve asfalt sokaklarında büyüyen çocuklarda otizm, hiperaktivite gibi sorunlar gün geçtikçe artıyor. Stres ile baş etmek istiyorsanız doğaya ve toprağa dönmenizi tavsiye ederim. Emekli olmaya aday olanlara 1-2 dönüm hobi bahçesi alarak orada vakit geçirmelerini, sebze ve meyve yetiştirmelerini öneriyorum. Aksi halde emeklilik ile birlikte birden boşluğa düşen insanlarda depresyon, strese bağlı şeker ve tansiyon gibi hastalıklar yakanızı bırakmıyor. Bir yakınım anlatmıştı. “Emekli olduğumda rahat edeceğimi zannetmiştim. Emekli olunca kendimi dinlemeye başladım. Eşim ve ben ayda bir doktora gidiyor, birer poşet ilaçla dönüyorduk. Bir öğretmen arkadaşım bana birkaç kovan arı vereceğini söyledi. Ben emekli olduğumu artık çalışmak istemediğimi belirttim. O da 3-5 kovan arı hediye etti. Günler geçtikçe kovanlar çoğaldı. Şimdi arıları her ay farklı bir dağa taşıyoruz. Eşimle birlikte arabamıza biniyoruz. Arabanın bagajında piknik tüpü ve piknik sepeti hazır duruyor. Nerede bir dağ çeşmesi görsek başında duruyor, ya çay içiyoruz ya da kahvaltı yapıyoruz. Bütün hastalıklarımız iyileşti. Artık ilaçları bıraktık. Emeklilikte hastalıkların yakanıza yapışmasını istemiyorsanız doğaya ve toprağa dönün” diye bu konuda söylenebilecekleri en güzel şekilde ifade etmiş “doğaya ve toprağa dönün” diye noktayı koymuştu. Doğaya, yeşile ve toprağa uzak kalmak benliğimize ve özümüze uzak düşmektir. Toprağın yumuşaklığından ve müşfikliğinden uzaklaştıkça beton sertliğinde ruhlar, stresli insanlar, elektriğin verdiği huzursuzluk ve kavgacı mizaçlı bir topluma doğru hızla yuvarlanıyoruz. Tahammülsüz, aceleci, yaşamdan tat almayan, şükretmesini bilmeyen, yetinmeyen, gözü hep yukarıda, bir gün toprağa döneceğini düşünmeyen, elini sıcak sudan soğuk suya sokamayan, üşengeç bir nesil olma yolunda büyük bir tehlikeye doğru yol alıyoruz. Aşık Veysel “Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yârim kara topraktır” derken toprağın vefasını, dönüşün ona olacağını ne güzel dile getirmiş. Binlerce dönüm arazisi olan ama eline çapa kürek almayan, arabasından inip elleriyle bir meyve koparmayan nice insanlar tanıyorum. Bunlar toprağın sadece tapusuna sahip olmayı önemseyen kapitalizmin kıskacından kendisini kurtaramayan materyalist zihinlerdir. Kızılderili Reisin ABD Başkanı'na yazdığı ibretlik mektup 1854 yılında ABD Başkanı Franklin Pierce, yazdığı bir mektupla Amerika’ya gelen beyaz göçmenlere toprak bulmak amacıyla Kızılderililerden toprak istemiş ve bu isteği kabul edilecek olursa Kızılderililere rahatlıkla yaşayabilecekleri bir bölgenin ayrılacağını bildirmiştir. Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar tarafından zorla ellerinden alınmış olan Duwarmish Kızılderililerinin Reisi Seattle, bir mektup yazarak ABD başkanına gönderilmiştir. Mektubun aslı Amerika Seattle Squamish Müzesi’nde korunmaktadır. “Washington’daki Büyük Şef topraklarımızı satın almak istediğini bildiren sözünü göndermiş. Gökyüzünü, toprağı, kayaların ısısını, nasıl olur da alıp satabilirsiniz? Bu düşünce bize garip geliyor! Eğer biz havanın tazeliğine ve suların pırıltılarına zaten sahip değilsek, siz onları nasıl satın alabilirsiniz? Bilmiyorum, bizim yollarımız sizinkilerden farklı. Sizin kentlerinizin gürültüsü bile Kızılderili’nin gözlerine acı verir. Beyaz adamın kentlerinde sakin yer yoktur. Orada bahar gelince yaprakların açılışını veya böceklerin kanat seslerini dinleyecek yer bulunmaz. Takırtı bizim kulaklarımıza bir hakaret gibi gelir. İnsan eğer bir kuşun yalnız başına ağlayışını veya su birikintisi etrafında tartışan kurbağaların seslerini dinleyemezse, yaşamın ne anlamı kalır? Bir Kızılderili, su birikintisi üzerine vuran rüzgarın yumuşak sesini, yağmurun temizliğini, çam kokulu rüzgarı her şeye yeğler. Hayvanlar, ağaçlar, insanlar, hepsi aynı nefesi, aynı havayı paylaşır. Toprağımızı almak önerinizi düşüneceğiz. Eğer kabul etmeye karar verirsek, bir koşulumuz olacak: Beyaz adam bu toprağın hayvanlarına kardeşleri gibi davranacak” Gün boyu plazalarda, çok katlı işyerlerinde, bilgisayar karşısında, cep telefonu eşliğinde, elektrik kablolarının oluşturduğu manyetik alan içerisinde dolaşarak vücudumuzda oluşan olumsuz elektrik yükünü en güzel şekilde yok etmenin çaresi toprakla buluşmaktır. Plastik oyuncaklarla, bilgisayar oyunları ile adeta mekanikleşen çocuklarımızı götürdüğümüz oyun alanları yine plastik ve petrol atıklarından elde edilen oyun alanları oluyor maalesef. Onları çim ve yeşil alanlara, toprağın bulunduğu yerler götürün. Üstü başı kirlenir diye düşünmeyin. Bazen kirlenmek güzeldir. “Toprak her şeyi temizler” demiş atalarımız. Suyun olmadığı yerde toprak ile teyemmüm yaparak temizlenmeyi emretmiş İslam dini. Doğayı sevenlere, koruyanlara, yeşil alanlara sahip çıkanlara, toprağın betonlar tarafından işgaline göz yummayanlara, gelecek kuşaklara yeşil ve sağlıklı bir doğal çevre bırakmak için çırpınıp kafa yoranlara selam olsun.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42