Yaklaşan yerel seçimler öncesi muhteşem bir hareketlilik söz konusu. Vatandaş sessiz sessiz izleyici görevini sürdürüyor. Neler olacak kimler oy pusulasına girecek daha doğrusu birkaç kişinin seçip önümüze koyacağı tabildot yemeğini bekliyor. Yani topu topu 50-60 kişinin belirleyip 81 milyonun önüne koyacağı isimler bekleniyor. Adaylar vatandaşa değil parti genel merkezlerinin yollarını aşındırıyor. Demokrasinin tüm kurum ve kuralları ihlal ediliyor. Kimsenin umurunda bile değil kimse sesini çıkaramıyor.

“Konuşursam ebedi yasaklı olurum” mantığı hakim. Sistem bunu gerektiriyor ve bu sisteme kimsenin hiç mi hiçbir itirazı yok. Birileri çıkıyor ve ben bakacağım, göreceğim ve atayacağım mantığıyla hareket ediyor. Şimdi bunun adına ne diyebiliriz bilmiyorum. Bildiğim tek şey bunun demokrasi ile uzaktan yakından hiçbir ilgisinin olmadığıdır. Oysa demokratik toplumlarda siyasal hayatın düzenleyici ve itici gücü siyasi partiler, baskı ve çıkar grupları, sivil toplum kuruluşlarıdır. Bunlar siyasal yapının içinde yer alıp siyasal otorite olmak için büyük gayret sarf ederler. Nedeni bellidir iktidarların içinde siyasi otorite oluşturmak.

Oysa siyasal mücadele topluma yararlı olabilme kriteri ise hukuk ve insan hakları veya bunları içeren Anayasanın belirlediğini biliyoruz.

Birey, toplum ve devlet ilişkileri siyasal rejimlerde özgürlük, demokrasi ve hukuk ölçüsü ile örtüşür.

Bu da özgür birey, demokratik toplum ve Hukuk Devleti kavramlarına dönüşür. Bu üç kavramın yönetenlerle yönetilenlerce benimsenmiş olması şarttır.

Seçimlerin yapılmasının nedeni?

Yurttaşların Kamu işlerinin yönetilmesine belli ölçüde katılmasını ifade eder. Halkın yönetime katılmasının yöntemi de budur. Seçimler demokratik toplumlarda vazgeçilmez öğedir.

Ancak tek başına yeterli değildir. Olamaz da çünkü farklı görüşlerin söylenebildiği, düşüncelerin siyasi partiler aracılığı ile örgütlenebildiği iktidar yarışı için ister parti içi ister ülke genelinde siyasi rekabetin serbestçe uygulandığı rejimlerde demokratik seçimlerden söz edilebilir. Demokratik iktidarlar halkın istekleri ve taleplerine dayalı olarak kurulur. Yönetilenler, yönetenlere karşı adayları belirleme ve denetim haklarını bu yolla kullanırlar. Seçim demokrasi için şart ama tek başına yeterli değil. Şimdi soruyorum hangi siyasi partide düşünceyi aktarmanın mümkün olduğu bir ortam, basın ve haberleşme hürriyeti, düşünce özgürlüğü, oy gizliliği ve oy kullanmada eşitlik seçme, seçilme hakkına sahip olunması vardır.

Cevap hiçbir partide yoktur.

Demokrasinin olmazsa olmazlarından siyasi partilerin parti içi demokrasiyi oluşturmaları yani parti-seçmen ilişkisi ve parti içi bazı kurallar demokrasinin teminatıdır. Ama hiçbir partimizde yoktur.

Şimdi yaklaşan seçimlerde yine birileri seçerek birileri onaylayacak kısacası halkın iradesi yok sayılacak ve yine Noter görevini zorunlu olarak yerine getirecek ve buna seyirci kalmaya devam edecektir. Hiçbir tepkide göstermeyecektir. Sohbet ettiğim dostlarla “yahu bu konuda bir şeyler yapmalıyız” dediğim zaman aldığım cevaplar genelde hep aynı şartlar imkansız oysa “Ne yapacaksan şimdi yap” şartların her zaman imkansız olacağından bihaber bir toplum olduğumuzda ne yazık ki açıkça görüyor ve çok üzülüyorum düşünebiliyor musunuz örgütlü bir toplum olsak ve bir seçimi boykot edip seçimlere katılmazsak nelerin olabileceğini?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.