Yeni bir silahlanma yarışı başlıyor!

  ABD, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşmasından çekildi. Gözünüz aydın olsun, ABD bindiği dalı kesiyor;
    Bu olay nükleer sistemlerin açılmasını engelleyen diğer anlaşmaların da sonu oluyor.
    1987' de Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması ( INF) ile Soğuk Savaş'a son verilmesi öngörülüyordu.
    Anlaşmayla birlikte iki süper güç RUSYA - ABD eş zamanlı olarak orta menzilli tüm nükleer füzelerini imha etme taahhüdünde bulunmuşlardı.
    2007'de ABD, Polonya ve Çekya'da Füze Kalkanı konuşlandırınca, Rusya bu silahların INF Anlaşmasını ihlal ettiğini ilan etmişti.
   ABD bu suçlamayı, Füze Kalkanı silahlarının füze olmakla birlikte, diğer füzelere karşı savunma amaçlı olarak konuşlandırıldıklarını açıklamıştı.
   Rusya içine sinmese de, ( İNF ) anlaşmasını germemek için bir köşeye “yazalım” dursun demişti.
    Bu arada, Rusya ABD'nin füze savunma sistemini etkisiz hale getirecek yeni sistemler geliştirilmeye başladı.
     Rusya zaten savunması gereken tüm silahlara sahiptir, hava savunma ve elektronik harp sistemleri birinci sınıftır.
     ABD'nin üstünlüğü ise uydu iletişimine, hava üstünlüğüne ve füzelere bağlıdır.
     Bu süreçte ABD'nin çok aktif olmasına karşın, mesela Orta Doğu'daki savaşlarda pek başarılı olamadığı bir gerçektir.
      ABD, Donald Trump'ın bilinçli olarak yürüttüğü kaotik iletişimiyle pekiştirilen sürpriz açıklamalar etkisine sahiptir.
     26 Temmuz 2019'da Brezilya/ Rio de Janeiro'da BRICS Dışişleri Bakanları toplantısında Rusya Dışişleri Bakanı S.Lavrov, Washington ile INF ihtilafını karşılıklı şeffaflığa dayalı önlemlerle çözmeye hazır olduklarını açıklamıştı.
    Rusya endişeli olduğunu dile getirerek, "ABD'nin, uzaya silah yerleştirme konusunda, artık hayata geçmeye başlayan planlarından dolayı endişeliyiz. Bu yeni küresel silahlanma yarışına yol açacaktır” demişti.
     2018 yılının başında nükleer caydırıcılık ve savunmaya yönelik ABD'nin ana politikası olan Nükleer Doktrini'ni D.TRUMP yönetimi yayınlamıştı, ana teması, bir önceki doktrindeki stratejik nükleer silahların büyük ölçüde aşağı çekilerek projeksiyondan ayrılmasını öngörüyordu. 2010 Yılın'dan itibaren dünyada giderek artan nükleer silah tehditlerine karşı nükleer silahların yayılmasını önleme ve nükleer silah sayısını azaltma taahhüdünde bulunuyordu.
Bir taraftan, düşük verimli, daha kullanışlı nükleer başlıkların konuşlandırılması çağrısını yaparken, diğer taraftan, ABD uluslararası arenada işlediği sözleşme ihlalleri ve “ çizdim oynamıyorum”  türü eylemlerin sorumluluğu ABD’yi güvenilmeyecek liderle, güvenilmeyecek devlet haline getirmiştir.

      Rahmetli Aşık Mahzuni Şerif halen ; İncirlikte oturarak , incir’in yetişmişini yiyen sineklerinin aşıladığı  mikobi-hastalıklara aldırmayan ABD’ye 1970’li Yıllarda “Katil Amerika Defol git benim yurdumdan” demişti.


“Amerika katil katil
Yıllardır bizi bitirdin
Amerika katil katil …

     Devleti devlete çatar
     İt gibi pusuda yatar
     Kan döktürür silah satar
     Amerika katil katil …

İnsanlıkta ırk sarısı
Küstü dünyanın yarısı
Vietnam’ın pis karısı
Amerika katil katil ….

   

   ABD, özelliklede RUSYA’nın Çin tarafından büyük bir saldırıya uğranılması endişelerini taşıdıkları bilinmektedir. ABD'nin nükleer caydırıcı gücünün güvenilir olmadığı gerçeği mevcutken, nükleer alanda Kuzeydoğu Asya'daki hızlı stratejik bozulma göz önüne alındığında da;
    ABD'nin Asya'daki en yakın müttefikleri Japonya ve Güney Kore’ye güvendiği.

  ABD karşısındaki Kuzey Kore'nin nükleer silah programının geniş çaplı stratejik zorluklar yaratması nedeniyle engellemek de ikili ilişkilerde mümkün olmadığı. Kuzey Kore'yi kriz ya da konvansiyonel bir savaş sırasında durdurmak da zor olduğu, Kuzey Kore’nin bir çatışmanın başlangıcında tam ölçekli nükleer saldırılar gerçekleştirmeyi stratejik bir tercih olarak kullanacağı da açıktır.
     Böylece ABD-Çin nükleer ilişkilerinde fiili olarak karşılıklı hassasiyetin geçerli olmasıyla;
   Asya'da ABD ve Çin ilişkilerinde bölgesel istikrarın sorunlu hale gelmesi,
   Çin'in nükleer caydırma stratejisine odaklanması,
  Çin'in, ABD'nin operasyonel erişim konsepti doğrultusunda stratejik olmayan nükleer silahları kullanmaya hazır hale gelmesi ivmeleniyor.
     Çın ekonomisine yaptığı vergi baskıları Cin’i nereye taşıyacağı bilinemez.
     D. Trump’ın geçen Mayıs ayında JCPOA’yı terk etmesiyle başlamış olması, bu günlerin başlangıcı olmuştur.

     D. Trump’ın anlaşmadan çekilmesi ABD müttefiklerini de endişeye itti.
     Çünkü İran JCPOA taahhütlerini üç aylık Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) gözetiminde sürdürüyor, meşru anlaşmayı sürdürmeye devam ediyordu...
     Kargaşanın başlangıcı ve sonu bu değildir. Bu olaylar ABD’yi bölünmeye taşımaktadır.

    İster inanın, isterseniz inanmayın! “DUVARDAKİ SES” böyle yorumluyor. “ABD BÖLÜNÜYOR” Tam tam sesleri duyulmaya başladı!

    Sağlıklı yaşayın, sağlıcakla kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42