Üniversite yıllarında iken birden fazla hayali olmuştur çoğumuzun. Bunların bir kısmı gerçekleşmesi zor olan ama tahayyülü bile güzel olan şeyler, bir kısmı tahayyül etmeye gerek kalmadan gerçekleşmesi muhtemel olanlar, bir kısmı da o hayali kursakta kurmasak da gerçekleşecek olanlar…

Üniversite yıllarında karıştırdığım kitapların etkisi ile muhtemel bir istek uyanmıştı o dönemler içimde.  Ekim ayının ilk haftasında kutlanmaya başlayan ‘3 Ekim Türk Dünyası Günü’ vesilesi ile de muhayyilem geçmişe yolculuk konusunda ısrarcı bir temayüle maruz kalmıştı. Öyle ki, bir gün çocuklarımın ellerinden tutup, geçmişten yakın zamana kadar Türk tarihine önderlik etmiş, tarihe yön vermiş ve tarihte kendine yer edinmiş Ulu Hakanların, Kağanların, Başbuğların, Beylerin, Paşaların, bulunduğu bir yol üzerinden geçerken onları tanıtmak ve tekrar yâd etmek ve geçmişten günümüze gurur verici bir yolculuk yapmak… İşte tam da burada yıllar öncesinde Türkiye’nin uygun bir yerinde, ‘Ölmezler Yolu’ yapılması ile ilgili bir düşüncesi olan Atsız, Ölmezler Yolu’nu şöyle tarif etmiş. ‘ Türk tarihinin ulu kişilerinin heykel ve anıtlarıyla süslü, en heybetli ağaçların gölgelediği bir tarih yoludur. Alp Er Tunga ile başlayıp Atatürk ile bitecek ve ileride de yetişecek birinci sınıf büyüklerin heykel ve anıtlarının eklenebileceği uzun ve gösterişli bir yol.’ Evet, bundan mülhem yazımızın konusu geçmişin şanından güç alarak, geleceğe büyük adımlar atmak oldu.

Vakti zamanında 8 yaşında olan oğluma, Manisa’da takdirle karşıladığım ve takdirle karşılanan Çanakkale Şehitleri Anıtı ve Atatürk Sergi Salonu’nu gezdirirken  ‘senin kahramanın kim’  sorusuna, utana sıkıla verdiği cevap görevli arkadaşı şaşırtmıştı. Çünkü oraya gelen ilkokul çağındaki çocuklara nazaran âlemşümul olan isimlerden bahisle Mete Han’dan Kürşad’a, Enver Paşa’dan Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya kadar isimler saymıştı. Utangaçlığı ise yaşıtları arasında arkadaşlarının kahramanları ile kendi kahramanlarının pek benzeşmemesindendi. Filhakika, bugün bir kez daha şahit oluyoruz ki, gençlik ecdadından bihaber yetişmekte. Alp Er Tunga’yı, Tuğrul Bey’i, Afşin Bey’i, Alp Arslan’ ı, Fatih’i ve nicelerini anlamak ve tanımak yerine Napolyon’u, Sezar’ı, bilmem hangi lordu, hangi şövalyeyi kendine örnek almaya çalışmaktadır. Tabi ki bu durumun ortaya çıkmasında ki saiklerden en mühimi, ebeveynlerin bu konulardaki hassasiyeti diye düşünüyorum. Çünkü eğitim ailede başlayan bir mefhumdur.

Arzum o ki, günün birinde böyle bir yolda yürürken daldığım hayalin gurur verici hazzını, hem yaşar hem de yanımdakilere yaşatabilirim. Eğer ki günün birinde, Mazinin mefahirini yaşatmak adına böyle bir projenin hayata geçirilmesi gibi bir düşünce hâsıl olursa, Şehzadeler Şehri Manisa’da olsun isterim.

Bu vesile ile ecdadımızı bir kez daha rahmetle yâd ediyor, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün sözlerini tekrar hatırlatmak istiyorum. “Tarihine, geçmişine, milli değerlerine sahip çıkmayan devletler yok olmaya mahkûmdur.”

Hülasa, tarih bir bütündür ve Türk Milleti tarihe yön vermiş bir millettir. Türk Gençliği de geçmişinden alacağı güçle, geleceğe yön verme kudretine sahiptir.   

Şen ve esen kalınız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42