1945 yıllarında Rus İktisatçılar Türkiye’de kol geziyorlardı. KİT modeli onların eseridir. Kamu iktisadi teşekküller bu ülkenin başına bela olmuştur. Tüm zararları halkın parasıyla karşılanır karları da siyasiler tarafından talan edilirdi. Ortalama yıllık zararları yaklaşık 20 milyar dolar idi. Özel sektör bir türlü gelişemiyordu. Çünkü devletle rekabet etmek kimsenin haddi değil, gücü de yetmezdi. KİT’lerin zararları halkın cebinden karşılanır. Özel sektör ise zarar etti mi güme gider yok olurdu.

24 Ocak kararları ile ekonomide liberalleşme ve sonrası Özal dönemi çok parlak gibi görünse de amaçlanan serbest piyasa ekonomisine tam geçilmemiş yine de devletin ekonomideki payı azımsanmayacak düzeydeydi yani karma ekonomik model yine uygulandı ancak bu dönem sanayici ve üreticilerin para kazanıp kendilerini kanıtlama imkanı buldu ve Türk müteşebbis ve girişimcilerini dünya tanıdı. Daha doğrusu globalleşen bir dünyada küreselleşen bir ekonomide Türkler de artık ağırlığını koymaya başlamıştı.

Bizim bu arada kendimizi soyutlayamadığımız dışa bağlı ekonomik modeller olmuştur. Portföy sermayesinin defalarca ülkemizi istedikleri an ekonomimizi çökertmelerinden bir ders alamadık.

Neden ekonomimiz böyle inişli çıkışlı bir çizgi çizdiğinin muhasebesini bir türlü yapamadık. İşte bu sorunu tespit edemedik, şayet bu sorun tespiti olabilseydi elbette çözüm de bulunurdu. Şirin görünme adına pembe tablolarla ülke yönetilir sandık. Ama olmuyor. Çünkü sorun nereden kaynaklanıyor bunu bilmiyoruz. Devlet hala ekonominin içerisinde üstleneceği rolün ne olduğunu bilmiyoruz. Devlet sık sık ekonomiye müdahale ediyorsa ve kendi hür teşebbüsü ile rekabet ediyorsa orada şiddetli bir sarsıntı söz konusudur. Yatırımcıya cazip gelecek yasal düzenlemelerden hep kaçıyoruz. Verilen sözleri hep unutuyoruz. 2003 yılında yapılan seçimler öncesi seçim meydanları bizi az da olsa umutlandırıyordu. Demokratik hukuk devletinin inşasından bahsediliyor, girişimcilerin önündeki engellerin kaldırılacağı yönünde sözler veriliyordu.

Seçim sonrasında Türkiye’de dengeler değişiyor ve iktidar partisi o gün bugün iktidarını idame ediyor.  İlk yıllar müthiş bir dinamizm sergileniyor. Ancak zaman geçtikçe her şey çok güzel zannedilerek bazı hatalar üst üste gelmeye başlıyordu. İster dış orjinli deyin ister iç dinamiklerden kaynaklanıyor deyin. Siz bu ülkenin konumunu bilerek iktidar oldunuz. Ona göre de tedbirlerinizi almak zorunda durumundasınız. Yatırımcı sermayenin Türkiye’yi tercih etmemesinin tek nedeni yok birçok nedeni var. Bürokratik engeller, yüksek vergiler, girdi maliyetleri ve en önemlisi hukuk sorunu, yani yabancı bir yatırımcı burada anlaşmazlığa düştüğü gerek ortakları gerekse yan kuruluşları ile bu sorunun çözülebileceği en büyük merci mahkemelerdir. İş adamları kendileri söylüyor bir mahkeme çok geç tecelli ediyorsa “bizim orada yapacağımız çok şey olmaz” Türkiye 2019 yılında kalkınması %3.5’den 3.3’lere kadar gerileceği tahmin ediliyor burada da bir enflasyonist politikalarla karşılaşabileceğiz gerçeğini kabullenmemiz gerekmektedir.

Yerel Seçimlere gelecek olursak, maşallah Belediye başkan adaylarımız şehirleri yönetecek gibi hiç durmuyorlar. Sanki ülkeyi yöneteceklermiş gibi vaatlerde bulunuyorlar. Basından takip edebildiğimiz kadar ediyoruz. CHP İstanbul Belediye Başkan adayına baktığım zaman bazı güzel sinyaller verdiği yönünde kanaatlerim oluştu. Ancak dün akşam Sayın İmamoğlu yine o CHP devletçi zihniyetinden kendini soyutlayamamış. Hükümetin kurduğu tanzim satış yerlerini eleştiriyor. Ve bakın ne diyor “yahu siz bu tanzim satış yerlerini böyle çadırlarda yaparak halkı deşifre ediyorsunuz” diyor. Hadi bakalım kendisi ne yapacakmış bekledim. Belediyenin manavlıkla ne işi olabilir ki demesini beklerken bakın ne diyor! “Biz de tanzim satış yerlerimizi oluşturacağız ama böyle çadırlarda değil kapalı ve lüks mekanlarda” Bu ifade ile ortaya çıkan şu yani Ekrem İmamoğlu bu işi sürekli yapacağım diyor çadır geçici bir sürenin ifadesidir ama binalar sürekliliği ifade ettiğine göre sürekli olmasını tercih ediyor. Yani kazanırsam İstanbul Belediyesinin bünyesinde alışveriş merkezleri kurulacak diyor. Bu geri gidişin nedenini anlamakta zorluk çekiyorum. İşimiz zor temelden bir değişim şart yoksa bu üfürükle bu gemiler yürümez. Kendini yenilemeyen siyasi partilerimiz ile bu iş yürümeyecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42