3) Hakimlik ve Savcılık mesleğine alım ve mesleğe başlama aşamaları ise şöyle olmalıdır: 
a) Hakim ve savcı adaylarında mesleğe kabulde; yazılı sınav oranı % 80, sözlü sınav ise % 20 olmalıdır. Sözlü mülakatlarda, ilgili Kurul temsilcileri ile birlikte akademik üyeler de bulunmalı, mülakatlar; kamera kaydına alınmalı, çok ciddi bir fiziksel rahatsızlığı, mesleğe uygun olmayan giyim ve saç tarzı, bilinen ahlaki  zaafı, sabıkası veya fahiş bilgi hatası yoksa yazılı sınav sonuçlarına paralel olarak sınav sonuçları nihayetlendirilmelidir.

b) Mesleğin ilk 2 yılı hakim ve savcı stajyeri ünvanına sahip olarak geçirilmelidir. 
- Bu 2 yıllık süreç içerisinde, görevine uygun ve en yakın bir üniversitede stajyer hakim ve savcının yüksek lisansını tamamlaması sağlanmalıdır.  
- Bu 2 yıllık eğitim süreci esnasında, zamanını Kurulun belirleyeceği bir zamanda (habersiz bir biçimde) stajyer hakim veya savcı, sanki bir şüpheliymiş gibi evinde arama yapılıp gözaltına alınmalı, emniyette sembolik bir biçimde sorgulanmalı, tutuklanmalı ve nezarethanede ve cezaevinde sembolik bir süre (3-5 gün) tutukluymuş gibi kalmalıdır ki ilerde vereceği kararı daha dikkatli versin.

b) 2 yıllık stajyerlik süresinin sonunda ise 3 yıllık hakim veya savcı yardımcılığı görevinde bulunmalı, görevinde pişebileceği ve tecrübe kazanabileceği büyük mahkemelerde yardımcı hakim veya savcı olarak çalışmalarda bulunmalıdır ki 5 yıllık mesleki deneyiminin neticesinde olgun bir hakim olarak artık tek başına karar verebilir duruma gelebilsin.

c) Hakim ve savcıların eş, dost, akraba veya menfaat sahipleriyle çıkar ilişkisine girmesini bir nebze önleyebilmek adına, kendinin ve kendi konutunda ikamet eden aile bireylerinin iletişim araçları yıl içinde belirsiz tarihlerde ve habersiz bir biçimde, ancak 10 günü geçmeyecek bir şekilde izlenmelidir. Mesleğe girmeye kabul eden her kişi veya hakim ve savcı ile aynı konutta yaşama iradesini gösteren her bir birey bu durumu baştan rıza göstermiş sayılır.

3) Kuvvetler ayrılığında olduğu gibi yargılama esnasında (hakim, savcı ve avukatlar aradında) KUVVETLER AYRILIĞI tesis edilmelidir. Bu kapsamda; 
- Başsavcılık ve Savcılıklar, hem organik olarak hem de fiziken mahkemlerin bulunduğu adliyelerden ayrılmalı, ayrı bir Başsavcılık binasında hizmet vermelidir.
- Başsavcılığın kendi adli kolluk birimi tesis edilmelidir. 

Bu kolluk birimi; gözaltı ve konut, araba vb. aramalarında ve adli bilişim uygulamarında asli görevli olmalıdır. Yani gözaltı, arama vb gibi kişi özgürlüğünü doğrudan ve ciddi bir biçimde etkileyen işlemler YÜRÜTMENİN EMRİNDE OLAN emniyet personeli tarafından değil, YÜRÜTMEDEN BAĞIMSIZ bir Kurulun bünyesindeki Başsavcılğa bağlı kolluk görevlileri tarafından yapılmalıdır. Bunun istisnaları ise ancak teknik ve idari olarak ancak emniyetçe gerçekleştirilebilinecek işlemlerdir ki bu kararı ancak Başsavcılık verir. Ancak bu işlemlerde de kolluk birimi gözlemci olarak yer alır.

Şayet bir suça ilişkin ihbar veya şikayet Emniyete iletilmiş ve Başsavcılıkça o işin Emniyetçe takibi kararlaştırılmışsa ya da Emniyetin uygulamaları esnasında bir suçla karşılaşılmışsa, bu durumda kollukça yapılan gözaltı ve aramalarda emniyetten bir gözlemci bulunabilir ve bu gözlemci kolluğun işlemlerine gerekirse itiraz edebilir. 

Özetle; arama, gözaltı ve adli bilişim işlerinde asli görev Başsavcılık bünyesindeki kolluğa ait olup emniyetin bu işlemlerde gözlemci olarak bulunması halinde emniyetin, emniyetin gerçekleştirdiği işlemlerde de gözlemci olarak bulunanan kolluk görevlisinin ilgili işleme itiraz hakkı mevcut olup bu itirazlar sulh ceza hakimince karara bağlanmalıdır.

4) Kişi özgürlüğünü derinden etkileyen gözaltı ve (konut, araba vb) aramalar ile adli bilişim uygulamalarında, CMK tarafından görevlendirilen bir avukat hazır bulundurulmalı ve ilgili işlemlerin hukuka uygun yapılıp yapılmadığı bu avukat tarafından incelenmelidir. Zira gözaltı, arama ve adli bilişim uygulamalarında kişi haklarını zedeleyici işlemler sıklıkla yapılmaktadır. Üstelik ve maalesef arama işlemlerinde, şüphelinin lehine olan deliller toplanmamaktadır. 

Gözaltı, arama ve adli bilişim uygulamalarında, CMK tarafından zorunlu olarak görevlendirilen ve kolluğun işlemlerinde gözlemci ve müdahil olan avukat, yapacağı itirazlarla ve kişinin lehine de delil toplanmasını da sağlayarak hak kaybına engel olabilecektir.

Daha hukuka uygun bir gözaltı, arama ve adli bilişim uygulamaları için bu uygulamaları asli olarak gerçekleştiren kolluğun işlemine karşı şüpheli, CMK’ca zorunlu olarak o işlemde görevlendirilen şüphelinin avukatı(müdafii), varsa gözlemci olarak bulunan emniyetin temsilcisinin itiraz veya şerh düşme hakkı olmalı, bu itiraz ve şerhler sulh ceza hakimince derhal karara bağlanmalıdır.

5) Sulh Ceza Hakimliklerince verilen tutuklama kararına karşı itirazlar 3 üyeli Ağır Ceza Mahkemelerine yapılmalı, özellikle üçüncü seferki tutukluğunun devamı yönündeki kararlar için Ağır Ceza Mahkemesi’nden oybirliği ile bu yönde kararın çıkmış olması şartı getirilmelidir ki 3 ay tutuklu kalmış bir bireyin durumu hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde değerlendirilebilsin.

Kişi hak ve özgürlüğünü koruyan, yargılamanın unsurları arasındaki kuvvetler ayrılığını eşit olarak tanzim eden ve yürütme ve yasamadan bağımsız ve korkusuz bir yargı düzenin kurulmasının asli unsurlarının böyle olacağını düşünmekteyim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ALİ KEMAL AYDIN 2 hafta önce

Sevgili İSMAİL AYDIN Ağabeyim. Öncelikle bilgilendirme çalışmana çalışmalarına sonsuz teşekkürler. Genel olarak kontrollü olmak kaydıyla altına üstüne her haliyle imzamı atarım. Yalnız senden ricam BİZ ler VATAN + MİLLET + ÜLKE olarak senin doğru ve güzel bir şekilde vermeye çalıştığın mesajları samimiyetin SESİ ile algılayacak özelliğe güzelliğe sahip olamadık bu erozyonlu ne olduğu belirsiz süreç ve süreçlerde dilerim MEVLAM algılamamızı nasip eyler. Tüm Siyasi Partiler ve Seçim Sistemleri Doğruluk ve Güzellikte yaşamımızla bütünleşecek sürece gelmedikçe getirilmedikçe VATAN + MİLLET + ÜLKE olarak Demokrasiden ( İNSAN ) lıkdan bahsedemeyeceğimizi algılıyorum. Söylemlerimizle Eylemlerimiz ( YAŞAMIMIZ ) bütünleşmedikçe durumumuz vahim. SİZ varsanız BİZ varız. SELAMLAR – SAYGILAR……

banner42