Türkiye bir aydır seçim atmosferine girmiş durumda. Sokaklar sessiz heyecan hiç mi hiç yok. Kararsız seçmen sayısı her geçen gün fazlalaşıyor. İnsanlar böyle bir seçim öncesi sessizliği yaşamadıklarını söylüyorlar. “Kimi aday olarak görmek istersiniz?” sorusuna aldığımız cevaplar hiç de iç açıcı değil. Seçmen “Beni ilgilendirmiyor kim olursa olsun” cevabını veriyor. Biz kendimize başkan seçerken onun geçmişini, yaşam biçimini, şehrimize neler verebileceğini araştırır ona göre karar verirdik ama artık pek bizi ilgilendirmiyor. Çünkü bizim başkanımızı biz değil birkaç kişi belirliyor. Ağzımızla kuş tutsak sözümüzü dinleyen yok her şey ahbap-çavuş ilişkileriyle oluşuyor.

Demokrasi anlayışıyla yakından uzaktan hiçbir ilgisi olmayan yöntemlerle bize birileri yönetici seçiyor serzenişlerini sıralıyor. Bunların nedenlerini anlatmaktan bizler de yorulduk hep söyleriz insanların seçme seçilme haklarını ellerinden almayın diye ve bu yıllardır böyle lider sultası ve genel merkez egemenliğinde oluşan yapı eline geçirdiği yetkileri sonuna kadar kullanıyor ve bunun sonucu da insanların duyarsız kalmalarına neden oluyor ve bunun sonucunda da insanların duyarsız kalmalarına neden oluyor ve de siyasi parti onları pek ilgilendirmemeye başlıyor.

Başkanlık Sistemi Türkiye’yi daha demokratik alana sürükler umuduyla evet demiştik en azından kuvvetler ayrılığı prensibi hayata geçer umudumuz vardı fakat; gördüğümüz manzara hiçte öyle olmadı. Bu ülkeye Başkan olacak kişinin aynı zamanda siyasi parti başkanı ve tek seçici olması yasamaya egemen bir konuma geçmesini sağlıyor.

Neticede yine yasama, yürütme iç içe ve yürütmenin yasamayı elinde tutmasını ve ona bağımlılığını meydana getiriyor. Bu hatalardan dönülmezse korkarım ki gelecek seçimlere insanların katılma oranları çok daha azalacak belki de halkın seçimleri boykot etme eylemine kadar bu iş sürüklenecek biz gördüklerimizi anlatmak konumundayız. Görevimiz de kamuoyunu bilgilendirmek. Bunun yanında ilgililerin en azından dikkatini çekmek.

Gönül isterdi ki bugün yaklaşan yerel seçimlerde kim bizi yönetsin yerel meclisimizi kimler oluştursun çalışmalarını yapalım ve heyecanla bir rekabet ortamda en demokratik kurallarla yarışalım. Ama ne gezer eski tas eski hamam.

Ben bu ülkede hiçbir şeyin değişeceğine, demokratikleşeceğine inanmamaya ve umutlarımın tükendiğini görüyorum biz insan olmaktan kaynaklanan haklarımızı istiyoruz. Başka bir talebimiz yok. Önümüze koyduğunuz çorbayı içmekten bıktık usandık. Ne parti içi ne de ülke genelinde demokrasiyi hiçbir siyasi parti telaffuz bile etmiyor bir de kalkıyorlar ekranlarda demokrasi havarisi kesiliyorlar.

Söyleyecek o kadar çok şey var ki inşallah gelecek günlerde aday profillerimizi tek tek mercek altına alıp okurlarımızla paylaşacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ALİ KEMAL AYDIN 2 hafta önce

Sevgili İSMAİL Bey duygu ve düşünce bilgilendirme çalışmalarına öncelikle teşekkürler ederim. Paylaşılmayan BİLGİ bilgi değildir. Paylaşılmayan SEVGİ sevgi değildir.Bu duygu ve düşüncem her manada her konuda geçerli. TİCARET + SİYASET + GENEL yaşam dâhilinde doğru ve geçerli olduğuna inanıyorum ve yaşıyorum. Bizi BİZ seçemediğimiz tercih yapamadığımız sürece BİAT et rahat et mantığı ile devam edersek. Kimse şahsıma demokrasi insan hakları ve netice itibarıyla insanlıktan bahsedemez. İnsan olmamızın farkını kendimizden başlayarak sorgulayalım. İki ayaklılar arasındaki farkın AKIL ve İRADE olduğu düşüncesindeyim. SİZ varsanız BİZ varız. SELAMLAR – SAYGILAR……