Sevgili Okuyucularım;

          Kızılcahamam'daki AK PARTİ’NİN 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı açılış konuşmasında; Cumhur Başkanı R.Tayip Erdoğan "Suriye'de güvenli bölge planı Suriyelilerin eve dönüşü için en makul yoldur.
     Kara-hava devriyesinin hikaye olduğunu gördük. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye karar verdik. Hazırlıklarımızı yaptık, gereken talimatları verdik.
Belki bugün, belki yarın denecek kadar yakın! Amacımız Fırat'ın doğusunu da barış pınarlarıyla sulamaktır" dedi.
    Suriye sınırında en az 400 kilometre boyunca ve en az 30 kilometre derinlikte askeri kontrollü "güvenli bölge" oluşturmayı hedeflendiğini açıkladı.

     Bölgedeki PKK- PYD/YPG’nin temizlenerek Ülkemiz için güvenlik bölgenin oluşturulması, bölgedeki terör odaklarının ayıklanarak yerine, Suriyeli 1-2 milyon sığınmacı mülteciyi yerleştirilerek 25-30 bin kişilik merkezli ilçelerle, her biri 5 bin kişilik 140 köye oluşturma projesini anlatırcasına, Suriye’nin toprak bütünlüğü kapsamında, büyük bir nüfus transferinin,  terör grubu olarak bilinen unsurlarının   uzaklaştırılmasının sağlanacağını işaret ederek Terör odaklarının yenilgisine yol açacağının işaretini verdi.
    Ancak bu arada, ÖSO, Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatında TSK ile birlikte hareket etiği haberi etrafta dolaşmıştı. Yapılacak bu harekette de, TSK'nın yanında olacağını, Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna yapacağı operasyona destek vereceği haberleri etrafta dolaşmaktadır. Demokratik Suriye Güçleri ile Türkiye arasında müşterek hareket sellik ayrı bir söylemlere yol açmaktadır.
  Öylesine ayak oyunları oynanmaktaki, Fransa ABD ile anlaşarak, IŞİD'in yeniden güçlenmesinin önüne geçmek için silah yardımı yaptıkları PKK/YPG ile anlaşarak sözüm ona Suriye'nin kuzeyinde istikrar sağlamak projeleri üzerinde hareket etmeye başladılar.

   ABD hileyi-şeri hareketle bölgede güvenlik devriyesinin Türkiye ile ortak yapılması ve bu kontrol noktalarında yapılan göstermelik icraatla oyalama taktiklerini yürütmeye başladıklarının açıklaması Kızılca hamamdaki AKPARTİ istişare toplantısında açıkça anlatılırken, "Dost ve müttefik kabul ettiğimiz ülkeler, terörün her türüne karşı açık ve net bir tavır sergilemelidir" denildiği görülmektedir.
     Rusya ve İran'ın desteği ile topraklarını özgürleştirmesine destek olma görüntüsü sergilerken, İran Tahran’da, Rus Gazeteci Yuliya YUZİK geçtiğimiz günlerde gözaltına alınarak tutuklandı. Rusya Moskova’daki İran Büyük Elçisini Dış işleri Bakanlığına çağırarak Rus vatandaşı Yuliya YUZİK’in serbest bırakılmasını diplomatik dille istediler. İran Rusya ile bir kriz yaşamak istemeyecektir, lakin tutuklama sebebini de açıklamayacak gözükmektedir.

    Diğer taraftan, Esad rejimi de uzun vadede etkili olabilmek ve on yıllarca sürecek muhalefet olasılığını ortadan kaldırmak isterken, Humus, Doğu Halep, Doğu Ghouta, Deraa, Rastan'da demografik yeniden yapılandırma politikası uygulamaya çalışıyor.

Bu yerleşimlerdeki yüz binlerce isyancı İdlib'e sığınmıştır. Çünkü bu kentlerdeki sadık nüfus, savaş sonrası rejim taraftarları ile birlikte yaşamak istemiyorlar.
   Sünni Arapların güçlü demografik büyümeleri Esat taraftarlarınca mevcut rejim için varoluşsal bir tehdit olarak görülüyor.
     
İran, Suriye’nin bütünselliği kapsamında ve bu savaş sırasında desteğinin karşılığı olarak uzun vadeli bir oyun oynuyor. Suudi Arabistan'ı Suriye'den uzak tutmak istiyor.
    İran için yatırımın geri dönüşü sadece sermaye açısından değil aynı zamanda bölgedeki daha kalıcı bir inançsal dayanağa sahip olmak için stratejik etkiye sahip düşünceyi kazanım saymaktadır.

      Türkiye için Dış Basın yorumlarında; “ Türkiye'de bulunan Suriyeli Arap sığınmacıları Suriye'nin kuzeyinde kurulacak güvenli bölgeye yerleştirmek arzusu, Son haber olarakta! Türkiye Gaziantep Üniversitesi'nde bağlı olarak Suriye'nin El Bab, Azez ve Afrin kentlerinde Eğitim için fakülte kurmaya hazırlanıyor. Böylece Türkiye Suriye topraklarında İdlib, Menbiç ve Fırat doğusunda yerleşmeyi planladığı alanlarda yavaş yavaş hakimiyeti bir yapı kurarak, bu yapıya ÖSO ile birlikte bir statü kazandırmanın çabası veriliyor. Bunun Suriye'nin toprak bütünlüğü üzerinde ciddi bir kırılganlık yaratacağı” endişelerini dile getiriyorlar.
    Türkiye'nin güvenlik kaygılarını gidermek ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlamak üzere Adana Mutabakatı'yla hukukî bir zemin oluşturmakta olduğu,
bu mekanizma aracılığıyla Suriye ile siyasi ilişki kurmayı hedeflemesi önerilmektedir.

    İyi de, Terörün önlenmesi terör örgütlerinin donatılmış ağır silahlardan arındırılması önerilmesi neden hiç yapılmıyor.

   Neden? Söz konusu ABD olunca, kendini halen dünyanın jandarması sayarak bölgeyi kan gölüne çevirmesi karşısında suskun kalınıyor.

    Neden? İsrail’in korunmasında bölge insanları, kadın çocuk demeden kurban edilmesinde Birleşik Arap Emirlikleri dahil suskun.

    Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyi ve Fırat'ın doğusu ile ilgili olarak ABD ile güvenli bölge pazarlığını sonlandırma ve kendi göbeğini kendisinin kesmesi.    
    Fırat'ın doğusunda olası bir harekette, Halk Koruma Birlikleri'nin (YPG) Suriye ordusuna katılacağı bir gerçektir. Suriye'nin Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) talepleri doğrultusunda hareket edeceği görülmektedir.
    Bölge yeniden ısınınca İsrail- Filistin Barış Anlaşması askıya kalacak.

    Türkiye ise Ermenistan’ın temdit pilavını ısıtıp Uluslararası arenada "Soykırım" iddiası ile itham edilmesi oyunu tereddütsüz yeniden sahneye konulacak.

    Sormak gerekmez mi! Türkiye halkını ve Misakı Milli hudutlarını koruma hakkı yokmu?                                                                                                          

   Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Hattı Müdafaa Yoktur, Sathı Müdafaa Vardır" Savunma hattı yoktur, savunma sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” Sözü ışığında TSK’lerinin her hareketi önem taşımaktadır.

 

     Bekleyelim görelim.

     Sağlıkla yaşayın, sağlıcakla kalın.

    

    
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42