Osmanlı döneminde bile askerler siyaseti kesintiye uğratmak için yüzlerce kez darbe girişiminde bulunmuş ve her darbe sonrası krizler istikrasızlıklar geldi. Bu istikrasızlık ve çöküşleri kimse üstlenmedi ve bunlar hep tarihin derinliklerine gömülüp gittiler. Memleketi uçurumun kenarına getiren genç subaylar daha sonra İttihat ve Terakki adı altında birleşerek Abdülhamid’i tahttan indirdiler. Abdülhamit giderse işler düzelir diyorlardı. Daha sonra hata yaptıklarını anlayan kendi işbirlikçileri ittihatçılardan memleketi kurtarmak için kurtarıcı subaylar teşkilatını kurup dağlara çıktılar.

Türkiye’de darbelerin gerekçeleri hep aynı. Darbeci bozuntuları hep ülkenin uçurumun kenarına geldiğini söyleyip vatanlarını sözde kurtarmak için geliyorlar.

Dikkat edilirse 27 Nisan 1909 Abdülhamit’e yapılan darbe gerekçeleri ile ilgili açıklamalar 1960-1971, 1980, 28 Şubat ve hatta 27 Nisan 2007 ve de 15 Temmuz gecesi açıkladıkları gerekçeler hep aynı ve bu halka 100 yılı aşkın bir süredir inandırıyorlar. Şaibelerle entrikalarla iktidarlar devriliyor ve iktidar partilerinin yöneticileri ya tutuklanıyor ya da idam ediliyordu. Ne zaman ekonomik durum iyiye gidiyor yatırımlar peş peşe sıralanıyor birileri ayağa kalkıyor.

“Eyvah memleket yabancılara satılıyor” ülke elden gidiyor gibi bahaneler uydurarak yönetimlere el koyuyor ve ülke kalkınması bilerek isteyerek engelleniyordu. 15 Temmuz’da bunlardan biriydi ama tutmadı bu halk artık bu tuzak ve yalanlara kanmayacaktı ve silahlı darbeyi tanklara göğsünü siper ederek önledi. Herkes şunu iyi bilmeli halka rağmen hiç kimse hiçbir şey yapamaz 28 Şubat 1000 yıl sürecek diyenler hedefleri tutturamadı ama 15 Temmuz 28 Şubat’ın devamı niteliğini taşıdığı gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz. 15 Temmuz silahlı darbe gerçekleşmeyince şimdilerde ekonomik kriz ve sandık alavere dalaveresi ile süreç devam ediyor. Aslında öncesine bakacak olursak 12 Eylül referandumu sinsi planlarından biri olduğu sandıklara olan hakimiyetlerinden belliydi. Ülke siyaseti ile bu kadar yakından ilgili bir yapının çok daha öncelikli tespit edilmesi gerekliydi. O yapının dini, imanı, partisi olmaz. Onun işi ülkeyi bölüp parçalamaktır. Sinsi planlarını sinsice yürütür ve de öyle oldu.

Şimdilerde 31 Mart seçimlerinde iktidar partisinin çok daha ciddi önlemler alması ve sandık görevlilerini çok çok güvendiği partililerden yapması gerekirdi. Birçok sandık da partililerce tanınmayan şahısların sandık başlarında olduğu gözlemlenmiştir. Sandık güvenliği yeterince oluştuğunu söylemek mümkün değildir. Şaibe olmasını önleyecek tedbirlerin kimler tarafından alınması gerekiyor ise onlar tarafından bu güvenlik sağlanmalıydı. Seçim öncesi tüm kurumlar ve kurullarca gereken önlemlerin ve güvenliğin sağlandığı konusunda kendilerinden emin bir duruşla beyan ettiler ama bu beyanlar seçim sonrası görüldüğü gibi doğru çıkmadı hata kiminse bedelini ödemelidir. Bu seçim süreci ve seçim sonuçları mercek altına alınıp incelenmelidir. Biz biliyoruz ki bazı isimler proje isimler olarak ortaya çıkmıştır. Örneğin Cumhur İttifakında olduğunu beyan eden bir partinin Cumhur İttifakı karşısına adaylar çıkararak oyları bölmesini sağlayan güç ne idi, kimdi? kimlerdi? bir bakılmalı ve incelenmeli. Sandıklarda görev verilen partililerin ne kadar tanındığı konusu araştırılmalı. Yineliyorum. Bu seçim hiç te sanıldığı gibi normal bir seçim olduğu söylenemez. Birileri çalıştı birileri de onlara yardımcı oldu. Görülenler bunlar… Şimdilerde birilerini karalamanın bir getirisi olmayacaktır. İstanbul gerçeğinde hile yapılmışsa itiraz mercileri ortadadır. İtirazlar sonuçlanana kadar kimse kimseyi karalamamalı ortam gerilmemeli. Seçim itirazları sonuçlanınca herkes buna saygılı olmalı. Hukuk devletinin yargı ayağı zedelenmemeli. İnsanları yok sayan teşkilatlar “tüm siyasi partiler” için söylüyorum. Kendi emekçilerini dışlamamalı dışlanan partililerin neleri yapabilecekleri de az çok görülmüş oldu. Siyasi partili vatandaş partili olma vasfını kaybetmek üzeredir. Şimdi şapkayı masaya koyup düşünme zamanıdır. Bizden söylemesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ALİ KEMAL 3 ay önce

Sevgili İSMAİL Bey. Kısa özet mevcut SİYASİ PARTİLER ve SEÇİM SİSTEMLERİ sizi bizi hiçbir konuda manada temsil etmediğini edemediğini anlamak için UZAY lı olmaya gerek olmadığını ifade edebilirim. Bu cürufun çözümü belli SADAK + SAYGI + SAMİMİYET = KALİTE Başlangıcı olabileceğini ifade edebilirim çözümsüzlük ÇÖZÜM değildir. SİZ varsanız BİZ varız… SELAMLAR – SAYGILAR……

banner42